Block title
Block content

"...hilkatine bakan güzel yüzler var ki, Sâniine bakar; ve çok güzel perdeler var ki, hikmetleri saklar; ve pek çok zahirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitabet-i kudsiyedir." İzahı nasıldır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aklımızın hoş görmediği, kalbimizin zevk duymadığı ve his dünyamızla çelişen nice haller ve olaylar vardır ki, bunlar mânâ yüklüdürler ve intizamsız olmaktan çok uzaktırlar. "Kitabet-i kutsiye" ifadesi bize bu dersi verir. Zaten yazıyı çizgiden ayıran da ondaki farklılıklar değil midir? Okuma bilmeyen bir çocuk için, karışık birtakım siyah lekeler gibi görünen yazılar, ilim ehli için çok daha başka türlü değerlendirilir.

Yirmi dokuz harfin birbirinden farklı şekilleri bir karışıklık gibi görünürse de yazının meydana gelmesi için bu farklılıklar, bu başkalıklar şarttır. Mevsimlerin farklılığı, meyvelerin ayrı tatları, ovaların düzlüğüne son veren dağlar ve tepeler, gün boyunca ışığın ve karanlığın farklı tonlarda kendilerini göstermeleri, organlarımızın şekil ve vazifece gösterdiklere başkalıklar hep hikmet doludur ve rahmet yüklüdür.

Kendimizi ve etrafımızdaki varlıkları böylece değerlendirdiğimizde, hayat yolculuğumuzun da düz bir çizgi olmasını artık beklemeyiz. Çok iyi biliriz ki, hayatımıza da mânâ veren o farklı tecellilerdir. Merak, endişe, hastalık, keder, sıkıntı, ferah, gülme, ağlama, ümit gibi birbirine zıt nice hisler, ömrümüzde sırayla hükmederler.

Hayatımız, farklılıklar ve karışıklıklarla değer kazanır. Düz bir çizgiden mânâ çıkmaması gibi, monoton bir hayat da çoğu zaman çekilmez olur.

“Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemâl bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar. Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.”(1)

Asr Sûresinde,

“Muhakkak ki insanlar hüsrana uğramışlardır.”

buyrulduktan sonra, bu zarardan kurtulan insanların şu dört özelliği nazara verilir:
• İman etmek,
• salih amel işlemek,
• birbirine hakkı tavsiye etmek,
• birbirine sabrı tavsiye etmek.

İmanla başlayan terakki ve tekâmül yolculuğu, ibadetlerle ilerler, birbirlerine hakkı tavsiye etmekle devam eder ve sabır hususundaki karşılıklı tavsiyeleşme ile son noktasına varır. Sabrın en çok karşılaşılan bir şubesi musibetlere ve hastalıklara sabırdır. Bu sabırla, insan ruhu günahlardan arınır, temizlenir, kemâle erer. Vardığı bu kemâl noktadan aldığı manevî kuvvetle, daha sonra başına gelecek benzer olaylara karşı dayanma gücü kazanır.

Hastalık, sıhhatin bozulması yönüyle, görünüşte bir düzensizliktir, bir karışıklıktır.

Ama bu karışıklık içinde, yukarıdaki vecizede ifade edilen ‘tasaffi’, ‘kemâl’, ‘terakki’, ‘tekemmül’ gibi faydalı sonuçlar vardır. Ve bunlar o karışık sanılan olayları “bir kitabet-i kutsiye” haline getirirler. Kutsiyet, noksanlıktan, hatadan, eksiklikten pak ve temiz olma; kitabet ise ömür sayfalarına olayların yazılmasıdır. Geceyi de gündüzü de güzel görebilen bir göz, kendi ömür sayfasında yazılan hastalık ve musibetleri de, sıhhat ve afiyet kadar faydalı görebilir.

(1) bk. Lem’alar, İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...