"Himmet" , “müzaheret” , “muavenet” , “nusret” , “teavün” ve “tesanüd” kavramları arasındaki fark nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Himmet" yukarıdan yani üstün seviyeden gelen yardımdır. Genellikle kalben gelen bir yardımdır. Kalbte şevk ve gayrete dönüşen himmettir. Onun için himmetin bir manası gayret, yani hamiyettir. Gayretteki kuvvettin derecesi de gaye ve maksattan gelir. Zira maksadın büyümesiyle himmet de büyür.

"İnsanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. Mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar."(1)

"Güya dest-i kudret, celal ile o asrı çalkaladı, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi."(2)

Ayrıca himmetin özel bir manası da mübarek ve makbul bir zatın manevi yardımıdır. İstiğase ise bu yardımın gelmesi için yapılan bir nevi dua ve imdattır. Duanın kabulüne vesile olan kişiye de gavs denir.

"İ'lem Eyyühel-Aziz! Velilerin himmetleri, imdadları, manevî fiilleriyle feyiz vermeleri hâlî veya fiilî bir duadır. Hâdî, Mugis, Muîn ancak Allah'tır."(3)

Müzaheret / tezahhür ise sırt sırta vermektir. Arkadan korumak demektir. Kuvvetüzzahr dediğimiz, arkadaki güç manası da aynı durum için kullanılır. Karşılıklı yardımlaşmaktır. Birbirine yakın veya eşit seviyeden gelen yardımdır. Zahir ile mütezahir ise ismi failidir. Yardım eden manasındadır. Müzahir de bir başka ismi failidir. Bazen mananın tekidi için birbirine yakın olan kelimeler ard arda gelebilir. Küçük farklar göz ardı edilir. Fakat büyük farklar göz ardı edilmez. Mesela, mevcudatın himmeti denilmez.

"Böyle manevi kahramanları arkanızda zahir, başınızda üstad bulmak isterseniz..."

"...Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahir olur; hizmetini tekmil eder."(4)

Muavenet / teavün ise genelde aşağı seviyeden gelen yardımdır. Teavün Arapça olarak karşılıklı yardımlaşmak manasına geldiğinden geniş bir kullanımı vardır. Muavin diye ismi fail olarak kullanılabilir. Mesela, mahlukatın insanın yardımına koşmaları gibi...

"Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine 'Lebbeyk!' dedirten Zat-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin?"(5)

"Düstur-u teavünün şe'ni, birbirinin imdadına yetişmektir."(6)

Mütesanid / tesanüd ise dayanışma ve yardımlaşma içinde olmak demektir. Mütesanid ismi faildir. Birbirinden ayrılmayacak derecede birbirine bağlı olanlar için kullanılır. Yardımlaşmanın en şiddetlisi ve en yükseğidir.

"Bir şey, her şeysiz olmaz; Kâinatta serbeser sırr-ı tesanüd müstetir, hem münteşir."(7)

"...Her birisine karşı tesanüd ederek, el-ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken;.."(8)

Nusret mastar olup zafer, fetih, yardım vb. manasındadır. Genelde savaşta gelen yardım için kullanılır. Nâsir, ism-i faildir. Mensur ise, ism-i meful olup yardım edilendir.

"...Nâsırımız, hâmimiz, muînimiz, hâfızımız Allah'tır..."(9)

Dipnotlar:

1) bk. İşarat-ül İ'caz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefsiri.

2) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Beşinci Nükteli İşaret.

3) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şule.

4) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.

5) bk. age., On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam.

6) bk. Sözler, On İkinci Söz.

7) bk. age., Lemeat.

8) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.

9) bk. Barla Lahikası, 118. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...