Block title
Block content

"Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar." onları dost edinmeyin âyeti ile nasıl anlaşılabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Semavi dinlerin ortak düşmanı, dinsizliği yaymaya çalışan komünizm ideolojisidir. Bu ideoloji özellikle yer yüzünde İslam ve Hristiyanlığı imha etmeyi birinci maddesi yapmıştır. Dolayısı ile  İslam ve Hristiyanlık âleminin bu ortak ve tehlikeli düşmana karşı ittifak etmesi gayet doğal ve mantıklı bir durumdur.

Tabi bu ittifak iki din içinden yeni bir din ihdas etmek ya da karma bir din oluşturmak anlamında değildir. Bu ittifak, ortak düşmana karşı ortak bir mücadele etmektir. Nitekim Hristiyanlığın başını çeken Amerika komünizm ile mücadele adına İslam ülkelerine çok büyük yardımlarda bulunmuş onlara siyasi, askeri ve ekonomik açıdan kol kanat germiştir. Meşhur Marshall yardımları bunun en somut örneğidir.

"Marshall Planı, II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır."

"II. Dünya Savaşı sonrasında Truman Doktrini, esas itibariyle Sovyetler Birliği'nin doğrudan doğruya baskısı ve tehdidi altında olduğu vurgulanmış ve buna istinaden sadece Yunanistan ve Türkiye'ye askeri yardım öngörmüştür. Fakat bu sırada Avrupa'nın durumu iktisaden son derece kötüdür. Altı yıllık savaş, bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiştir. Savaş, bütün ülkelerde ağır tahribat yapmıştır."

"Sovyetler Birliğinin, bu durumu fırsat bilerek komünizm propagandasını şiddetlendirmiştir. Bunun üzerine ABD 1945 Haziranı ile 1946 sonu arasında Batı Avrupa ve beraberindeki 16 ülkeye toplamda 15 milyar dolar ekonomik yardımda bulunmuştur. Fakat bu yardım, bütçe açıklarının kapanması, ithalat için kullanılması yüzünden sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine ABD yeni planlar aramış ve Dışişleri Bakanı George Marshall'ın "Marshall Planı" 5 Haziran 1947 günü Harvard Üniversitesi'nde verdiği bir nutukta açıklanmıştır. Buna göre, «Avrupa ülkeleri her şeyden önce kendi aralarında bir ekonomik işbirliğine girişmeliler ve birbirlerinin eksikliklerini kendileri tamamlamalılar, bu genel işbirliği sonunda bir açık ortaya çıktığında Amerika, bu açığın kapatılması için yardım etmeli. Bunun için de önce bir işbirliği programı yapmalılar» ilkesi benimsenmiştir. (Vikipedi web sayfası)

Üstad Hazretlerinin değerlendirmesini bu çerçevede anlamak gerekir. Malum âyette “dost edinmeyin “ ibaresini, müfessirler "onların bozuk ve hurafe inançlarını tasdik etmeyin" anlamında yorumlamışlardır. Yoksa Hristiyanlık âleminin müspet ve faydalı cihetlerinden istifade etmeyin anlamına gelmiyor.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asv) de Hristiyan ve Yahudilerle anlaşmalar yapıp, onların müspet yönlerinden istifade etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Sebep | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2915 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

oğuzhangözüpek
Müslümanlar asırlarca Buda ve Konfüçyus dinine mensup Hint ve çinlilerden aldıkları ticari emtiayı Akdeniz coğrafyasında Hristiyan Avrupaya satmışlardır.Devlet veya toplulukların ticari,askeri veya faydalı diğer alanlarda ittifak,anlaşma yapmaları DOST oldukları anlamına gelmez.Dost olmak farklı bir şeydir.Duygu,güven,yakınlık daha bunun gibi birçok soyut kavram ile tanımlanır.Müttefik olmak,anlaşmalar yapmak v.b ülkelerarası hukuk kurallarının ön planda olduğu somut belgelere dayanan bir ilişkidir.200 civarında devlet te yedi milyar insanı somut kurallara dayanan hukuk ile yönetebilirsiniz.Bilgilerinize.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Risale-i Nur'dan

Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Öyleyse herbir Müslümanın herbir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, herbir kâfirin dahi bütün sıfat ve san'atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san'atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!

Said Nursi r.a. (Münazarat)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Risale-i Nur'dan

... Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk, kat'iyen nehy-i Kur'ânîde dahil değildir.

Said Nursi r.a. (Münazarat)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Risale-i Nur'dan

Medar-i ibret bir hikâye:
Bedevî aşiretlerinden Hasenan aşiretinin birbirine düşman iki kabilesi varmış. Birbirinden, belki elli adamdan fazla öldürdükleri hâlde, Sipkan veya Hayderan aşireti gibi bir kabile karşılarına çıktığı vakit, o iki düşman taife, eski adâveti unutup, omuz omuza verip, o haricî aşireti def edinceye kadar dahilî adâveti hatırlarına getirmezlerdi.

Said Nursi r.a. (Mektubat, 22. Mektup)

Biz de, dinsizlik cereyanına karşı, hristiyanların hakiki dindar ruhanileriyle dahi ittifak etmeliyiz. çünkü karşımızda imansızlık cereyanı, imansızlık yangını var, o yangında insanların imanları yanıyor, ebedi hayatları mahvoluyor, Üstad, 16. Mektupta; imansızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskta, kebâirde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azap içinde azaptır diyor, o imansızlık yangınını söndürmek için hristiyanların dindar ruhanileriyle bile ittifak etmemiz lazım, Hristiyanlarda ALLAH a ve Ahiret gününe inanıyor ama ALLAH ın sıfatları konusunda hataya düşüyolar, ALLAH, Al-i imran suresinin 64. ayetinde, "de ki: “Ey ehl-i kitab! Bizimle sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin! Şöyle ki: ‘Allah’dan başkasına ibâdet etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı rabler edinmesin" diyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...