Block title
Block content

Hitab-ı iyyakena’büdü demekle, herkese kâfi gelmeyen; kesret-i mahlûkattaki vahidiyet tecellisini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlahî sıfatların tasarrufu altında bulunan sonsuz mahlukatı, ne bilmemiz mümkündür ne de hayal etmemiz. Genlerden, atomlardan, arşa, Levh-i Mahfuz'a, melekler alemine, henüz ışığı dünyamıza ulaşmamış yıldızlara kadar bütün bu varlıklar Allah’a ibadet halindedirler, Onun emri dairesinde hareket eder, vazife görürler. Bütün bunları tasavvur etmek ve bunların tamamı namına “iyyakena’büdü” demek çok zor ve ancak kâmil insanlara mahsustur. Bunun yapabilmek için, Üstadımızın ifadesiyle, “küre-i arz vüsatinde bir kalp lazımdır.”

Allah isminden hareket edildiğinde, bu kadar büyük bir daire karşımıza çıkar. Rahman isminde ise yeryüzünde kendilerine verilene ibadet görevlerini yerine getiren bütün canlı türleri namına böyle demek biraz daha kolaydır. Kendi vücudumuzdaki bütün hücreler, bütün organlar, ruh dünyamızdaki bütün duygular namına böyle dememiz, yahut birlikte namaz kıldığımız cemaati düşünerek böyle söylememiz ise en kolayıdır. Bu da vahidiyet içinde bir ehadiyet tecellisidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

tahiyye
Burada iyyake nabüdüyü açıkladığınız manada söyleyebilmeyi bizim için kolaylaştıran şey iyyakenestain deki rahmet tecellisi olsa gerek.Rahmetin bize yakınlığını, herkesin her mertebede O ndan istiane edip yardım istediğini bu ikinci cümle ifade ediyor. Böyle yakınımızda, ianesinde,ehadiyet tecellisiyle(hususi ama azametli tecellisiyle) bizzat tanıdığımız Zat a azametle İyyake Nabüdü diyebiliyoruz demek ki.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...