Hizmet adına ya da zor durumda kaldığımızda "Medet Ya Üstad!.." ya da "Himmet Ya Üstad!.." demekte bir sakınca var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hastalanınca doktora müracaat etmek ve onun yazmış olduğu reçete ve direktifine göre hareket etmek ne kadar şirk ise, manevi doktorlar hükmünde olan veli zatlara müracaat etmek, onlardan manevi medet ve himmet beklemek de o kadar şirktir.

İslam dininde "tevessül" yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir. Mesela "Allah’ım Kâbe hakkı için beni affet." demek, "Peygamber hürmetine bana yardım et.", "İmam Rabbani Hazretlerinin vesilesi ile beni şu musibetten kurtar." demekte İslam alimlerince hiçbir sakınca görülmemiştir. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehli bidat ve ateş olan Vehhabilik mezhebidir ki sapkın ve Ehl-i sünnetin dışında olan bir mezheptir.

Vesileleri vesilelikten çıkarıp bizzat vesilelerden istemek şirk olur. Mesela "Ey Kâbe, bana şunu ver.", "Ey Peygamber, beni affet.", "Ey filanca, benim başımdan şu musibeti al..." demek şirktir. İkisini birbirbiri ile karıştırmamak gerekir. Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caizken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.

Vesile edilen şey, Allah ile kul arasında kesif bir perde olup Allah’tan istemeyi engelliyor ise bu vesile şirk unsuru oluyor. Yok vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup Allah’tan istemek manasına kuvvet veriyor ise, bu makbul ve caizdir. İşte Vehhabi zihniyeti bu hakikati kavramadığı için tevessülü şirk olarak kabul ediyor.

Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğu ayet ve hadisler şöyle geçiyor:

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)

“Dua edenler rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.”(İsra, 17/57)

Hz. Enes anlatıyor:

"Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.”

derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı." (Buharî, İstiska, 3)

Meded, himmet ve tevessül aynı manada ve aynı kapsamda değerlendirilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

bayram ali abalı
1-Hz.Ömerin Hz. Abbası vesile edip Medinede yanıbaşında bulunan ve daha hayırlı bulunan Peygamberimizi(sav) vesile etmemesi acaba ölülerden vesile edinmeye delil olurmu? yoksa dirilerin duasının istenmesine mi delil olur? 2- sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin müslümanlarından, mezheb imamlarından ölüyü vesile etmiş olduklarına dair delil varmı? 3- doktordan yardım isteme örneği ne kadar bağlantılı? Allah kevni kanunlarında doktor ve kullandırdığı ilaçlarda o faydayı yaratmış fakat ölülerde yardım edebilme güçünü vermemiş bu konuda hakkında delil indirmemiş olduğu halde şamanizmden kalma alışkanlıklarımızla Allah'a ve Rasülüne dini bizmi öğreteceğiz? 4- ilk müslümanlar vesile aramayı hep iman etme ve ibadet olarak anlamışlardır.hiç birisi ne bedir ne uhud ne de hendek savaşında veya sonrasında mesela hz. İbrahim as dan yardım dilememişler; eğer böyle bir yol olsaydı rivayetlerde yer alır gizli kalmazdı. bu konularda delili olan varsa duymak isterim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
degirmenci
"vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir." Sorularlaislamiyet.com sitesini referans göstermenize şaşırdım çünkü bu site evliya zattan direk yardım istemenin şirk olmadığını beyan etmektedir. Bknz. http://www.sorularlaislamiyet.com/article/1102/istigase.html Salih bir kul olursa, huzurunda veya kabri başında olursa, şefaat dilemek maksadıyla ondan istiğase etmek caizdir. Ehli tasavvufa göre makam sahibi olan bir veli ister ölü ister uzakta olsun ondan istiğase edilir. O yardım etme yetkisine sahiptir. Özellikle ehli tasarrufun yardımı dünyada olduğu gibi dünyadan göç ettikten sonra da vardır, devam eder. Yani Büyük bir zatın Allah Teala’nın yardımına mazhar olduğunu, Allah Teala'nın her şeyi sebeple yarattığını, onun da bir sebep olduğunu düşünerek ondan yardım istemek, Allah Teala'dan istemek olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...