Block title
Block content

"Hülâsa: Ene, haddizatında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hülâsa: Ene, haddizâtında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar."

Ene için, “ince bir ip, kalınca bir tel, şahsın kitabından bir elif” tabirleri kullanılmıştı. Burada enenin havaya ve buhara benzetilmesi de, kesif eşyaya nispetle daha ince, daha latif olmasından ileri gelmektedir.

İnsan yapacağı bir şeyi sadece kesp eder, ister, o işe meyleder. Bundan sonrasını hep Cenâb-ı Hak yaratır. İnsanın, yaptığı işlerdeki hissesi bu kadar küçük ve az iken, yani buhar gibi zayıf iken, kendi kuvvetine ve malikiyetine olduğundan fazla önem vermesiyle o ene önce mayi haline gelir, sonra ülfetle daha da kalınlaşır; mahiyetinde bulunan harika cihazları ve şu muhteşem âlemdeki mucize icraatları umursamadan, önemsemeden, düşünmeden yaşar. Onun için önemli olan, kendi menfaati, zevkleri ve hazlarıdır. Bu ise enenin kalınlaşması demektir. Böyle bir insan isyan yoluna rahatlıkla girer ve insanlığını manen kaybeder, canavar bir hayvan haline gelir,  esfel-i safiline düşer.

İnsan, kendisinin kul olduğunu, Allah’ın eseri olduğunu ve bütün eşyanın Rabbinin ihsanıyla ona yardım ettiğini düşündükçe enaniyeti incelir, ubudiyeti inkişaf eder. Bu gerçekleri unutan yahut bilerek zıddına hareket eden kimseler hep “ben” der dururlar, Allah’ı zikir yerine kendilerini hatırlar ve anlatırlar. Bu ise eneyi kalınlaştırır.

"Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek Hâlık'ın evamirine mübarezeye başlar. Küçük âlemde yani insanda ene, büyük insanda yani kâinatta tabiata benziyor. İkisi de tagutlardandır."

Halkı, yani diğer mahlukları ve bu âlemde birer sebep olarak istimal edilen eşyayı da kendine kıyas eder. Onları da kendi başına buyruk, dilediğini yapan, emir altında harekete mecbur olmayan varlıklar olarak görür. Bu vehmin bir sonucu olarak,  Allah’ın emirlerine karşı çıkar ve isyan yolunu tutar.

Enenin tabiata benzemesi, insanların yanlış değerlendirmeleri cihetiyledir. Yani enesine tabi olan insanlar “Ben yaptım, ben ettim.” diye diye,  tabiatı da öyle görmeye başlarlar. “Tabiat yaptı, tabiidir.” Diyerek, İlahi eserleri ve icraatları tabiata mal ederler ve tabiatperest olurlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...