Block title
Block content

Hüsrev Ağabey'den, Üstad'ın vekili olarak bahsediliyor. Hüsrev Ağabey'in değerli bir zat olduğunu biliyorum, ama vekillik söz konusu mu? Üstad yerine geçecek bir varis bırakmış mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hüsrev Ağabey'in isminin de yer aldığı bir mektuptaki pasaj şöyledir:

"Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrûkâtım ve Risale-i Nur’dan olan benim hususî kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten on iki (Haşiye) kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i Hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrûkâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin." 

"Haşiye:
Kardeşim Abdülmecid, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylân, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih."(1)

Bir diğer mektupta ise:

"Şimdi mânevî evlâtlarım, fedakâr hizmetkârlarım olan Zübeyir, Ceylân, Sungur, Bayram, Hüsnü, Abdullah, Mustafa gibi ve has ve hâlis Nurun kahramanları olan Hüsrev ve Nazif, Tahirî, Mustafa Gül gibi zatların nezaretinde o düsturumun muhafaza edilmesini vasiyet ediyorum."(2)

Yukarıdaki mektuplarda, Üstad'ın yerine geçmek şeklinde bir vekalet değil, birincisinde Üstad'dan kalan şeylerin sahiplenmesi, ikincisinde ise, Üstad'ın düsturlarının muhafaza edilmesi için, vekil bırakmış oluyor.

Üstad'ın kendi yerine bir vekil tayin etmesi mümkün değildir. Kendini dahi bir Nur talebesi olarak gören ve şahsı maneviyi sürekli nazara veren Üstad'ın, yerine geçmek şeklinde vekil bırakması, Üstad'ın hayatı ve prensipleri ile bir tezat teşkil etmektedir.

Hem kaldı ki, yalnız Hüsrev Ağabey değil, daha başka ağabeylerin de isimleri vardır.

Dipnotlar:

(1) bk.Emirdağ Lahikası-I, (81. Maktup: Vasiyetnamemdir)

(2) bk. Emirdağ Lahikası-II, (136. Mektup: Vasiyetnamenin Zeyli)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Nur Hizmetleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8203 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

kahtani

Husrev gibi bir nur kahramanından benim yerimde ve nurun cok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hic bir cihetle gucenmemek elzemdir. SAID NURSI

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
aykut kemal
'' Hüsrev gibi bir nur kahramanından, benim yerimde ve nurun şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili OLMASINDAN !!! hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir.! şualar 527 (or
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yavuz81630

aşağıda kahtani ve aykut kemalin yazmış oldukları yorumları bütün ruh-u canımla tasdikliyorum...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
recul-i facir
“Sen Benden Sonra On Beş Yirmi Sene Daha Yaşayacaksın Ve Hem Kendi Vazifeni, Hem De Benim Vazifemi Yapacaksın” Abdülkâdir Badıllı’nın Mufassal Tarihçe-i Hayat kitabında geçen ve Hüsrev Efendi’den yapılan şu rivayet de aynı mealdedir: “Ben bir ara Üstadımızın bedeline ahirete gitmeye dair ciddi arzumu kendilerine arz ettim. Üstadımız hayır hayır dedi ve “sen benden sonra on beş yirmi sene daha yaşayacaksın ve hem kendi vazifeni, hem de benim vazifemi yapacaksın demişlerdi.” Hüsrev Efendi tam da Üstadının kerametle haber verdiği gibi, 15-20 senenin tam ortası olan 17 sene daha yaşadı ve 1977 senesinde vefat etti. Üstadının buyurduğu gibi hem kendi hizmetlerini, hem de Üstadının bıraktığı vazife olan cemaatin sevk ve idaresi hizmetini etrafına toplanan binlerle sadık arkadaş ve talebeleriyle devam ettirdi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
recul-i facir
“Bedîüzzaman Hazretleri bir gün talebeleri ile birlikte Isparta’nın Kirazlıdere mevkiinde kıra çıkmış ve orada bulunan talebelerinin huzurunda Hüsrev Efendiye hitaben: “Hüsrev! Azrâil Aleyhisselâm gelse ‘Seni mi alayım, Hüsrevi mi alayım?’ dese ben ‘Beni al, Hüsrev hem benim yerime hem de kendi yerine hizmet eder’ derim” deyince Hüsrev Efendi, “Üstâdım! Ben zâten hastayım! Azrâil Aleyhisselâm beni alsın, ben sizi âhirette karşılarım” diye mukabele etmişti. Bunun üzerine Hazret-i Bedîüzzaman “Hayır Hüsrev! Cenab-ı Hakk böyle ister! Melekü’l-Mevt beni alacak, sen hem benim yerime hem de kendi yerine hizmet edeceksin!” demiştir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
recul-i facir
“Ben, Baraklı’lı Abdullah Koyun ve Homa’lı Sami Tüzün Hz. Üstad’ı Emirdağ’da ziyaretimiz sırasında bize üç defa, “Benim vekilim Hüsrev’dir, benim vekilim Hüsrev’dir, benim vekilim Hüsrev’dir.” dedi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
recul-i facir
“Gizli düşmanlarımız iki plânı takib ediyorlar. Biri beni ihanetlerle çürütmek; ikincisi, mabeynimize bir soğukluk vermektir. Başta Hüsrev aleyhinde bir tenkid ve itiraz ve gücenmek ile bizi birbirimizden ayırmaktır. Ben size ilân ederim ki; Hüsrev 'in bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım. Çünki şimdi onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risale-i Nur aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azîm hıyanettir ki, benim sobamın parçalanması gibi acib, sebebsiz bir hâdise başıma geldi.” (14. Şua)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
muammerozan
hüsrev ve tahiri ile birlikte toplam on iki olan kişi syısı neden alttaki isimlerle beraber on yedi oluyor??
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bu mektupların hepsi iman hizmetine teşvik amaçlı olup sair ağabeyler içinde kullanılan mektuplardır. Bu mektuplardan özel bir statü ve mevki çıkarmayı Risale-i Nur mesleğine uygun görmüyoruz. Kaldı ki bu sayılan isimlerin hepsi bir birinden değerli ve İslam kahramanı ağabeylerdir. Birisini diğerine tercih etmek yersiz ve yanlıştır. Beş ağabeyin ilave edilmesi Üstad Hazretlerinin bir takdiridir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hazinoğlu

sorularlarisale.com'un cevab-ı hakikattir. yalnız emirdağ II son kısmı olan Üstadımıza ait olan bir vasiyetnameside geçen kısım. Üstad hazretlerinin hizmet tarzının nasıl ve kimler eliyle vekalet edildiği belirtilmiştir. Umum dostlarıma ve Nur kardeşlerime bu vasiyeti ilân ediyorum: .... Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda, hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tâhirî, Sungur, Ceylân, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi

Üstad Hazretleri Risale-i Nur'larda defaatle "Zaman şahıs zamanı değil, şahs-ı manevi zamanıdır." dediği halde hangi sebeplere mebnidir ki iftirak çıkarılıyor. Üstad Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası-2'de geçen vasiyetnamesi şu şekildedir: "Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum." Emirdağ Lâhikası-1'de geçen neşir varisleri mektubu ise şöyledir: "Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitablarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten oniki 
{(*): Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillo'lu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Sâlih.} 
kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki; emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin." Bu ifadelerde Muazzez ve Mualla Üstadımız hizmetin gidişatını tek bir şahsa değil, ağabeyler üzerinden ortak akıla yani meşverete ve dolayısıyla şahs-ı maneviye veriyor. Şimdi Üstadımızın yerine tek bir kişi bıraktı demek Üstadımızın bu iki vasiyetnamesini görmemek değil de nedir? Şimdi Üstadımızın talebeleri arasında ayırt etme, üstün görme ve efdaliyet derecesini ölçme yetisini size kim veriyor? Bu iddianın ihtilaf ve iftirakten öte bir yanı var mıdır? Merhum Hüsrev Ağabey, Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin Mualla ve Muazzez talebelerinden birisidir. Üstadımız onu övmüş, medh û senâ etmiştir. Risale-i Nur Hizmetinde canla başla çalışmış, hayatını bu davaya vakfetmiş bir dava adamıdır. Nur Hizmetinde Üstadımızın vefatından sonra çıkan ihtilafları serrişte etmek hâlis ve hakîkî Nur şakirtlerinin şiarı olmamalıdır. Hanımlar Rehberi eserinde hanım Nur Talebelerinden birisinin ifadesi şu şekildedir: "Fâni bir üstada yapışmamışız ki, o vefat edince biz mürşidsiz kalalım. Ölmeyen, bâki olan Kur'an tefsiri Risale-i Nur gibi ebedî bir üstad var. Üstadımız ebediyen bize üstadlık edecek, bize hâmi olacak, bizi ölünceye kadar nurlandıracak inşâallah." Bu nedenlere mebnidir ki Nur Hizmetinde ortak akıl yani meşveret ile hizmet edilir. Şualar'da geçen şu ifadeler ise çok manidardır: "Bâki ve güneş gibi ve elmas misillü hakikatler, fâni şahıslar üzerine bina edilmez ve fâni şahıslar o kıymetdar hakikatlara sahib çıkamazlar." Bu ifadeler üzerine bir söz söyleyecek bir Nur Talebesi beklenilemez.. Bu ifadeler yeterince açıklayıcıdır ve te'vile açık ifadeler değildir. Çetrefilli te'viller ile bu ifadelerin hükmü nesh olmaz. Ve İşarât-ül İ'caz'da geçen şu ifadeler bizim şiarımız ve gayemiz olmalıdır."Risale-i Nur, Kur'anın bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. Hakikatları semavîdir, Kur'anîdir. O halde Kur'an okundukça, o da okunacaktır. Risale-i Nur, mücevherat-ı Kur'aniye hakikatlarının sergisidir, pazarıdır. Bu ulvî pazarda herkes istediği gibi ticaret yapar. Uhrevî, manevî zenginliklere mazhariyeti temin eder." Önemli olan bu 'mazhariyeti temin' edebilmektir. Bu ifadelere karşı olarak Üstadın tek vekilinin Hüsrev Ağabey olduğunu söylemek hakikatça ve hikmetçe sehivdir, hatadır.İstifade etmeniz dileğiyle..Selam ve dua ile..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...