"Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz..." Ülkemizde mütedeyyin insanlar bile Arapları pis, hırsız, bizi arkadan vurdu... diye sevmiyor? Asr-ı saadet’ten sonra faziletlerini koruyamadılar mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu meseleye birkaç cihetten bakabiliriz:

Birincisi, her kavmin içinde iyiler de olur kötüler de olur. Bu yüzden kötüleri örnek göstererek bir kavmi telin etmek adalet ve vicdan ile bağdaşmaz. Bu asırdaki bazı kötü örnekleri genellemek, hatta maziye teşmil etmek tam bir cinayet ve zulümdür. Arapların İslam’a ve insanlığa olan hizmeti bütün kavimlerin fevkindedir.

İkincisi, asrımızda ırkçılık damarı çok işlenip parlatıldığı için insanlar hakkaniyet ile değil, maalesef bu ırkçı damar ile olaylara yaklaşıyor. Irkçı bir bakışı hakem ve ölçü tayin etmek ve olayları öylece anlamaya çalışmak kabil değildir. Zira ırkçı düşüncenin ayarı bozuk olduğu için hakkı teslim edemez. Üstadımız bu konud şunları kaydeder:

"Unsuriyet ve milliyet esasları, adaleti ve hakkı takip etmediğinden, zulmeder, adalet üzerine gitmez. Çünkü, unsuriyetperver bir hâkim, millettaşını tercih eder, adalet edemez."(1)

Üçüncüsü, bazı Türk milliyetçilerinin Araplara olan düşmanlığı ve kini, dinsizliğinden ve İslam nurunun arapların elinden geldiği içindir. Yani Arap düşmanlığı kisvesi altında İslam düşmanlığı yapıyorlar. Açıktan İslam düşmanıyım deseler, necip Türk milleti dessasların ne olduğunu anlayıp haddini bildirecekleri için, kendilerini Türk milliyetçiliği ile kamufle ediyorlar.

Dördüncüsü, halihazırdaki arıza ve olumsuzluklar sadece Arapların değil, bütün İslam toplumlarının genel bir arızası ve olumsuzluğudur. Bu arızanın temel sebebi de iman ve ibadet zafiyetidir.

Bu farklı sebeplerden dolayı, bazı insanlar Araplar başta olmak üzere, Kürtler ve sair İslam milletlerine saldırmakta ve düşman ilan etmektedirler. Bizler ise, birkaç din düşmanı, frenkmeşrep ve ırkçı zihniyetli insanların arkasından değil, dinimizin emrettiği müminleri sevmek, hataları için üzülüp dua etmek ve başta kendimizden başlamak suretiyle onların da hatalarını şefkat ve lütufla yaklaşıp tedavi etmeye çalışmalıyız.

(1) bk. Mekrubat, On Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

drerkan
Güzel bir analiz olmuş. 3. maddede yaptığınız tespit çok isabetli gerçekten.. Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...