"Hususuyla bu mevsimde, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar." Buradaki "parlak arkadaş" denilen yıldız hangisi olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, şu seyyareler, kumandanları olan Güneş'in dairesinden çıkıyorlar, sabit yıldızlar dairesine girerek semada yeni yeni nakışları ve sanatları gösteriyorlar. Bazen kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bazen küçük yıldızlar içine girip bir kumandan suretini gösteriyorlar. Hususuyla bu mevsimde, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Sonra, vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı sanatta mekiklik hizmetini ifadan sonra yine dönüp, sultanları olan Güneş'in şaşaalı dairesine girip gizleniyorlar."

"Şimdi, şu hunnes, künnes tabir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi, birer tayyare suretinde kemal-i intizamla döndüren ve seyr ü seyahat ettiren Zat'ın haşmet-i rububiyetini ve şaşaa-i saltanat-ı uluhiyetini Güneş gibi parlaklığıyla gösteriyorlar."(1)

"Seyyare" gezegen manasında kullanılıyor. Bazı gezegenlerin Güneş'in dairesinden çıkıp bazılarının onun dairesine girmesi ise Allah’ın gökyüzündeki tedbir ve tasarrufuna işaret eden bir ifadedir. Bugün fen ilimlerinin de beyanı ile gökyüzündeki bazı cisimler, belli bir yörüngede ve dairede sürekli hareket halinde iken, bazıları da sabittirler.

Risale-i Nurların bu genel ifadelerini fennin izahına göre anlamak gerekir. Yoksa Risale-i Nurlar, bir kozmografya (astronomi) kitabı gibi gökyüzüne ait bu hareket ve sistemleri, en ince ayrıntısına kadar izah etmiyor.

"Venüs" Güneş sisteminde, Güneşe yakınlık bakımından ikinci sıradaki gezegendir. Ayrıca Zühre Yıldızı olarak da bilinir. Roma Astrolojisinde "Lucifer" isimleriyle bilinir. Halk arasında "Çolpan" veya "Çoban Yıldızı" olarak da bilinir.

Bu yüzden Venüs Akşam Yıldızı, Sabah Yıldızı veya Tan Yıldızı olarak da isimlendirilir. Venüs, kendi ekseni etrafında, Güneş sistemindeki diğer tüm gezegenlerin aksi istikamette, saat yönünde dönen tek gezegendir. Gökyüzündeki en parlak yıldızdır.

Diğer parlak arkadaşı olan yıldız veya gezegen ise Merkür'dür. Merkür Venüs kadar parlak olmasa da aynı özellikleri göstermektedir.

Büyüklüğü açısından Dünya ile benzerlik gösterdiğinden, Dünya ile kardeş gezegen olarak da bilinmektedir. Gökyüzünde Güneş'e yakın konumda bulunduğundan ve yörüngesi Dünya'nınkine göre Güneş'e daha yakın olduğundan, yeryüzünden sadece Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir.

Burada verilen asıl mesaj ve ders, gökyüzünde Allah’ın isim ve sıfatlarının nasıl azametli ve haşmetli bir şekilde kendini gösterip tecelli ettiğidir. Evet, o koca yıldız ve gezegenler o mükemmel manevra ve dönmeleri ile san’atkârlarının azamet ve kibriyasını izhar ve ilan ediyorlar. Âdeta bir tiyatro sahnesinde sanatını icra eden bir oyuncu gibi, bu sema perdesinde de bu muazzam yıldızlar ve galaksiler o muhteşem vaziyetleriyle, muazzam nizamlarıyla, tedbir ve idareleriyle Cenab-ı Hakk’ın sonsuz kudretine ve isimlerine tam bir ayna oluyorlar, demektir.

"Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine,
Nâme-i nurîn-i hikmet bak ne takrir eylemiş."

"Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:
Bir Kadîr-i Zülcelâlin haşmet-i sultanına,

Birer burhan-ı nur-efşânız vücub-u Sânia; Hem vahdete, hem kudrete şahitleriz biz.

Şu zeminin yüzünü yaldızlayan nazenin mu’cizâtı çün melek seyranına,
Bu semânın arza bakan, cennete dikkat eden, binler müdakkik gözleriz biz.

Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkına, hep Kehkeşan ağsânına,
Bir Cemîl-i Zülcelâlin dest-i hikmetiyle takılmış binler güzel meyveleriz biz.

Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne,
Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i Cebbar, birer tayyareyiz biz.

"Bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Hakîm-i Zülcelâlin birer mu’cize-i kudret, birer harika-i san’at-ı Hâlıkane,
Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat, birer nur âlemiyiz biz.

Böyle yüz bin dille yüz bin burhan gösteririz, işittiririz insan olan insana.
Kör olası dinsiz gözü görmez oldu yüzümüzü. Hem işitmez sözümüzü. Hak söyleyen âyetleriz biz.

Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize musahharız, müsebbihizabîdâne
Zikrederiz, kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup birer meczuplarız biz."(2)

Dipnotlardır:

1) bk. Mektubat, Üçüncü Mektup.

2) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Birinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...