Hüşyar olanın, yatmış olanın rüyasını tabir etmesi, uykuda olanın konuşanların sözlerini işitmesi sadedinde misaller veriliyor. Bu asılda geçen ayet ile hadisin manasını ve izahını ve konuyla irtibatını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Uyanık adam ile uyuyan kişi mukayese edilerek, Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) Allah’ın izniyle, uyanık adam gibi dünya ve ahiret âlemlerini, mazi ve müstakbeli gördüğünü ve ona göre konuştuğu belirtiyor. Felsefe ise uyuyan kişi gibidir, hadisleri tevil hakkı yoktur. Yapacağı teviller geçersizdir.

مَازَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى

“Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.” (Necm, 53/17)

Bu ayet, mi'raç mucizesini beyan etmektedir.

Göz şaşmadı. Onu (sidreyi) gören Resulullah Efendimizin (asm.) gözü yerinden kaymadı, şaşıp da sağa sola meyletmedi ve aşmadı. Yani akılların şaşacağı, gözlerin kamaşacağı hayret verici şeyler görmekle beraber, onun gözü ne şaştı ne de görme sınırını aştı. Son derece dikkatli ve sıhhatli bir şekilde Allah'ı tesbih edip, rü’yete mazhar oldu.

Ayetin ilk cümlesi, Habib-i Edib Efendimizin (asm.) edebini, diğeri ise kuvvet ve kudretini beyan etmektedir. Fahreddin Râzî der ki:

"Peygamber'in müşâhedesi Hz. Musa gibi olmadı. Zira Hz. Musa hâdisesinde dağ dümdüz olmuş, Musa (a.s) baygınlık neticesi yere yıkılmış ve bakışını kesmişti. Lakin Sidre, dağdan kuvvetli idi. Çünkü dağ, darmadağın oldu, fakat Sidre sebat edip yerinden kımıldamadı. 'Musa baygın düştü...' (A'râf, 7/143) fakat Muhammed (asm) sarsılmadı."(1)

تَناَمُ عَيْنِى وَلاَ يَناَمُ قَلْبِى ifadesi ise hadistir. “Benim gözüm uyur, kalbim uyumaz.”(2) demektir.

"Kalbin uyumaması", peygamberlere mahsus bir hususiyettir. Demek ki, Peygamber Efendimiz (asm), uykuda bile Allah’ın muhafazası altındadır, gözü kapalı olsa da basireti açıktır. Onun uyanık iken de uykuda iken de gördüğü her şey haktır.

Uyuyan adamın aklî melekeleri tam çalışmaz. Çünkü uyku ölümün küçük kardeşidir ve hislerin çekilmesidir. Uyku gafletinin verdiği sersemlik ile sinek ısırmasını top güllesi ile karıştırır. Hâlbuki uyanık adam, hakikat ile rüyayı birbirinden ayırabilir, hakikatleri aslına uygun bir şekilde tarif edebilir. Uyku gafletinde olan adam, uyanık adamın tariflerini anlayamaz, anlasa da ihata edemez. Bu yüzden Peygamber Efendimizin (asm.) hadislerine itiraz eden filozofların durumu, uyuyan adamın uyanık adamı tenkid etmesi gibidir.

Allah Resulü (asm.) vahye mazhar olduğu için, her meseleyi etraflı ve ihatalı bir şekilde idrak ediyor ve münasip üslupla izah ediyor.

Vahyi inkâr eden kafa feneri hükmündeki akıl ise; Allah Resulünün izahlarını idrak edemediği için, hadisleri manasız ve mübalağa zannedip itiraz eder sonra inkâra gider. Hâlbuki vahyin terbiyesine girmemiş akıl, uyuyan bir adam gibi gabî ve hatta ölüdür. Böyle bir aklın mizanı, vahyi anlamakta ölçü ve mihenk olamaz. Felsefi prensiplerle vahiy anlaşılmaz, vahyi yine vahyin ikliminde anlamak gerekir.

Dipnotlar:

1) Elmalılı, Hak Dini, İlgili Ayetin Tefsiri.
(2) Buhari, Teheccüd 16, Teravih 1, Menâkıb 24.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...