Block title
Block content

"... Huzur ve hitap makamıdır ki, eserden müessire geçer. Görür ki, bir Sâni-i Zülcelâl,.." Burada sanki müessirden esere doğru bir gidiş var?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Beşinci Nükte'de genel hatları ile insanı, yaratılmışların en üst mertebesine çıkaran tefekkür ve kulluk görevlerinin iki yönü anlatılmaktadır.

"İkinci vecih huzur ve hitap makamıdır ki, eserden müessire geçer. Görür ki, bir Sâni-i Zülcelâl, kendi san'atının mucizeleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. O da iman ile, marifet ile mukabele eder." (1)

Burada eserler nazara verilmiyor, eserlerin yaratılış kökenine iniliyor ki; bu eserlerin yaratılma gerekçelerinin İlahi şuunatlar olduğu vurgulanıyor. Mesela; kâinatın niçin yaratıldığı sorusuna, şöyle bir şuunat-ı İlahi ile cevap veriliyor:

"Görür ki, bir Sâni-i Zülcelâl, kendi san'atının mucizeleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek ister."

Yani; Allah, kâinatı kendini tanıttırmak ve bildirmek için yaratıyor. Bu İlahi maksadı biz eserlerinden takip ederek anlayabiliyoruz. Konunun devamındaki şu cümle de farklı bir şuunat-ı İlahiden bahsediyor:

"Sonra görür ki, bir Rabb-i Rahîm, rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek ister. O da Ona hasr-ı muhabbetle, tahsis-i taabbüdle kendini Ona sevdirir."

Yani Allah’ın, kâinatta sayısız ihsan ve ikramlarda bulunmasının asıl sebebi, kendini kullarına sevdirmek istemesidir ki; bu sevdirmek istemesi İlahi bir şuunat olup, burada müessirin eseri yaratma muktezası izah edilmiş oluyor. Dolayısı ile burada eser değil, müessir nazara veriliyor...

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Beşinci Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...