Block title
Block content

Hz. Âdem cennette yaratılmıştır; şeytana uyup, yasak meyveden yiyip cennetten kovulmuştur, diye biliyoruz. Peki şeytan cennete nasıl girer, cennette imtihan olur mu, cennete giren bir daha nasıl çıkar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Âdem (as)’in hadisesi tamamen İlahi bir tavzif ve kurgudur. Yani Allah insanın dünyaya inip orada imtihana tabi tutulmasını murat etmiş ve bu hadiseyi de vesile ve bahane yapmıştır. Hevai çocukların hevai bahaneleri gibi hadiseye bakmamak gerekir. Yani moda tabirle resmin bir cüzüne değil bütününe bakmak gerekiyor. Yoksa maksat anlaşılmaz.

Üstad  Hazretleri bu hakikati çok veciz bir şekilde şöyle özetliyor:

"Hazret-i Âdem'in (a.s.) Cennetten ihracı ve bir kısım benî Âdem'in Cehenneme ithali ne hikmete mebnidir?"

"Hikmeti, tavziftir. Öyle bir vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkiyât-ı mâneviye-i beşeriyenin ve bütün istidâdât-ı beşeriyenin inkişaf ve inbisatları ve mahiyet-i insaniyenin bütün esmâ-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia olması, o vazifenin netâicindendir. Eğer Hazret-i Âdem Cennette kalsaydı, melek gibi makamı sabit kalırdı; istidâdât-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki, yeknesak makam sahibi olan melâikeler çoktur; o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlâhiye, nihayetsiz makamâtı kat edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak, muktezâ-yı fıtratları olan malûm günahla Cennetten ihraç edildi."(1) 

"Fakat şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi. Onlara şöyle telkinde bulundu: 'Rabbinizin size bu ağacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya ölümsüz hayata kavuşanlardan olmanızı önlemektir.' diyerek, kendisinin onların iyiliğini istediğine dair yemin üstüne yemin etti." (A’raf, 7/20)

Şeytanın telkininde sağdan yanaşması söz konusu. Güya daha hayırlı ve daha ehven bir nasihat görüntüsü vererek, muhatabının "acaba şerre mi düştüm" endişesine kapılmadan isyan etmesini temin etmek için hayırhah gibi davranıyor.

İkinci husus, insan, iman ve ibadet sayesinde nihayetsiz terakki ederek meleklerin üstüne çıkabilecek bir mahiyete ve kabiliyete sahiptir. Şeytan ince ve derin bir plan ile insaniyetten daha aşağı bir makam olan melek olmayı insan olmaya tercih ettirmeye çalışıyor. Güya "o meyveyi yersen melek kalıp ebedi burada ikamet edersin" demek sureti ile hem yasağa teşvik ediyor hem de maksadı maniple ediyor. Yani asıl planın derinliğine bakılırsa, insanın dünyaya inmesi ceza değil bir terakki bir suuddur.

Şayet Hz. Âdem (as) o meyveyi yemeyip cennette kalsa idi, insanlığın saklı ve gizli olan cevherleri açığa çıkamayıp sabit bir makamda kalacaktı. Bu ise İlahi maksat ve tasarıma zıt bir husustur. Bu yüzden Allah, Hz. Âdem (as)’in o meyveyi yiyip dünyaya imtihana girmesini gaye ve murat ediyor. Şeytan da bu murada farkında olmadan hizmet etmiş oluyor. Yani şeytan hile yapayım derken İlahi bir mekre düşüyor.

Şeytan "meyveyi yerseniz melekleşir ve ölümsüzleşirsiniz" demeye getiriyor. Halbuki bu yasak sadece bir bahane ve imtihandır. Asıl maksat ve amaç insanlığın dünyaya inip imtihana tabi tutulmasıdır. Allah’ın muradı bu yöndedir. Bu muradı tahakkuk ettirmek için de basit bir imtihan tertip etmiştir ki, bu işin basit ve ritüel yönüdür, buna takılmamak gerekir.

"Cennete girip orada ebedi olarak kalmak" imtihan bitip, kıyamet kopup, hesap verildikten sonradır. Yoksa ilk insan olan Hz. Âdem (as)’in ilk olarak cennete alınması, sonra basit bir imtihan ile oradan tekrar ihraç edilmesi yukarıdaki vaad-i İlahi ile ters bir durum arz etmiyor. Zaten bu hadise insana göre vaatten önce vuku buluyor, haliyle vaadin bozulması söz konusu değildir.

(1) bk. Mektubat, On İkinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Sual | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4903 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

fakirullah
Mesele: "hikmet-i İlâhiye, nihayetsiz makamâtı kat edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak, muktezâ-yı fıtratları olan malûm günahla Cennetten ihraç edildi." cümlesiyle izah edilmiş. Cennet sırf hayrın olduğu bir boyuttur; şer olmadığı için “şerre nisbeten hayrı tercih etme” istidadının kullanılmasına elverişli değil. Cenabı Hak şeytana Hz.Adem(AS)'a vesvese vermesine müsaade edip Adem'deki bilkuvve olan şer istidadını(Allah’ın iradesine karşı kendi iradesini kullanma) fark etmesini irade etmiş. Neticede fıtratının iktizası olarak günah vuku bulduğunda Adem'deki şer istidadı bilfiil ortaya çıktığı için ona muvafık olan yani hayr-şer karışık olan "dünya boyutu"na geçmesi iktiza etmiş. Yani kulun istidadı nereye muvafık ise onu inkişaf ettirip kullanabileceği bir boyutta olması lazım, yoksa o istidadı vermek abes olurdu ki Cenabı Hak hakîmdir, abes iş yapmaz. Cenabı Hak insana cüz-i ihtiyar diye bir seçme kabiliyeti vermiş, seçme olabilmesi için birbirinden farklı iki şık olması lazım, cennet bu farklı iki şıkkı sunamıyor çünkü hep hayr var; öyleyse hayr-şer bir arada olan bir boyut lazım ki buna “dünya” deniyor. Dünya boyutunda Adem(AS) mahiyetindeki şer istidadına rağmen hayrı tercih ede ede, yani cüz-i ihtiyarını, nefsini Allah'a vere vere, terakki etmiş, insan kullardan beklenen kemalata çıkmış ve yolu bütün beni-ademe açmıştır. Biz de bu dünyadaki talimde irademizi Allah’a vere vere şerre nisbeten hayrı seçme kabiliyetimizi inkişaf ettiriyoruz. Yaşadığımız hayat bu seçimlerle bizi karşı karşıya getirecek şekilde kader tarafından dizayn ediliyor. Neticede kabir, berzah, haşir, mizan, sıratta bu tercihlerimizin ne kadarı doğru ne kadarı yanlıştı öğreniyoruz ve tamamen hayra dönük bir mahiyet alana kadar bu alemlerde temizlenip tasaffi ediyoruz. En son sırf hayrın olduğu cennet boyutuna geri dönüyoruz. Yalnız bu defa dönüşümüzde hayrın ne olduğunu bilip seçtiğimiz bir cennet alemini yaşıyoruz. Kıymetli olan da bu manadaki bir kulluk.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
selman13
Allah razı olsun gayet aydınlatıcı bir cevap
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...