Hz. İsa'ın, Son Peygamber olan Efendimiz'den sonra yeryüzüne inmesi caiz midir, Risalelerde bu konuda bilgi var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Habib-i Kibriya Efendimiz Hatemü’l Enbiya olduğu için, onun dünyayı teşrifiyle peygamberlik kapısı kapanmıştır. Bu bakımdan, Hz.İsa (as) peygamber olarak değil, velayet yönüyle tekrar dünyaya gelecektir. Yeni bir şeriat getirmeyecek, Kur’an’a ve sünnete tâbi olacak, imanın ulvi hakikatlerinin ve eşsiz güzelliklerinin tüm dünyaya yayılmasına vesile olacaklardır.

Birincisi, Hz. Âdem (as) ile Hz. Peygamber Efendimiz (asm) arasındaki bütün hak dinlere "İslam" denir. İslam hakikatleri de iki türlüdür. Birisi esas ve rükünlerdir ki, bunlar her dönemde aynıdırlar, asla ve kat’a değişmezler. İman ve ibadetler gibi. Diğeri ise, insanların iktisadî ve içtimaî yapısını tanzim eden emir ve yasaklardır ki, bunlar her dönemde ve her toplumda değişebilir ve yenilenebilirler. Haramlar, helaller ve içtimaî yapıyı tanzim eden hukukî kaideler buna misal olarak verilebilirler.

Kur’an temsilleri ve misalleri geçmiş peygamberlerin ve dönemlerin esas olan kısımlardan getiriyor. Yoksa hükmü eskimiş ve mânasını tamamlamış eski kanunları ve hukukî normları bize model olarak takdim etmiyor. Peygamber Efendimiz (asm)'e nazil olan ikinci kısım hakikatler ise, kıyamete kadar bâki ve geçerli olan şeriattır. Zaten Peygamber Efendimiz (asm) ile kıyamet arası bir dönemdir, başka din ve peygambere ihtiyaç yoktur.

İkincisi, Hz. İsa (as)’in yeryüzüne inmesi, yeni bir nizam yeni bir din getirmek için değil, İslam dini ile kendi ümmeti olan Nasara arasında bir köprü teşkil etmek içindir. Esas gaye budur. Yoksa yeni bir hukukî nizam teşkil etmek için inmiyor.

Üstad Hazretleri bu maksada şu şekilde işaret ediyor:

"İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır."

"Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır."(1)

(1) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...