Block title
Block content

Hz. Muhammed'in mucize gösterdiğini Kur'an onaylıyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mucize; peygamberlerin, nübüvvetini insanlara ispat etmek için, insanların yapmaktan aciz olduğu bir takım  işlere mahzar olmalarıdır. Mucizeleri, Allah, peygamberlerini teyit ve tasdik için, ihtiyaç durumunda ikram eder. Bütün peygamberlerin hayatında mucize vuku bulmuştur. Dolayısıyla bir kanun-u İlahi hükmündedir.

Mucizeler üç sınıftır:

Birincisi, Manevi (akli) Mucize: Bunun en büyük ve mükemmel örneği Kur'an-ı Mu’ciz-il Beyandır. Bu mucize ebedi olarak devam eder; bir an ve zaman ile kayıtlı değildir. Kur’an’ın mucize olduğunu belagat alimleri kati deliller ile ispat etmişlerdir. Üstat da Yirmi Beşinci Söz'de bu meseleyi kati olarak izah ve ispat etmiştir.

İkincisi, Hissi (maddi) Mucize: Bu mucizeler zaman ve zemin ile kayıtlı ve sürekliliği olmayan maddi mucizelerdir. Bu mucizeler ekseri olarak ihtiyaç anında ya da bir zaruri durumdan sonra vuku bulur. Bu çeşit mucizeler Peygamberimiz (asm)'in hayatında çokça vuku bulmuştur. Hadis alimleri kat’i bir tahkik neticesinde bine yakın mucize rivayet etmişlerdir.

Mesela şakk-ı kamer, Miraç, parmaklarından suyun akması, az yemek ile çokların doyması gibi bine yakın hissi ve maddi mucizeler, kati bir silsile ile günümüze aktarılmıştır.

Üçüncüsü, Haberi Mucize: Bu da Peygamber Efendimiz (asm)'in gaibe dair hadisleridir. Geleceğe dair birtakım ihbarlarıdır. Mesela ahir zaman ve kıyamete dair gaibi ihbarlar ve buna benzer bir çok hadisleri, buna misal teşkil eder.

Kur'an'da hissi mucizeler hakkında yüzlerce örnek vardır. Her peygamberin hayatından bahsederken, onların mucizelerine de işaretler vardır. Öyle ise hissi mucize sadece Peygamberimize (asm) özel bir durum değil ki yadırgansın. Yani Kur’an hissi mucizelerin hakikatini kabul ediyor. Böyle olunca nasıl olur da bine yakın mucizenin varlığını reddetsin! O zaman çelişki olur ki, Kur’an bundan münezzehtir.

Bazı ayetlerin zahiri ifadesindeki hissi mucizelerin gereksizliği özel bir durumdur. Yani genel olarak hissi mucizeler yoktur demiyor.

Mesela Ankebut Suresi 50. ve 51. ayetler:

"Onlar diyorlar ki: 'Ona Rabbinden âyetler (mûcizeler) indirilseydi ya!' De ki: 'Âyetler sadece Allah’ın nezdindedir. Sizin keyfinize göre değil, kendi hikmeti gerektirdiğinde peygamberine verir. Ben ancak gerçek durumu bildiren, uyaran bir elçiyim.'

"Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kâfi gelmiyor mu? Elbette bunda, iman edecek kimseler için bir rahmet ve yeterli bir ders vardır."

Burada müşriklerin alaycı ve keyfi tavırlarına bir cevaptır. Yoksa gerçek manada mucize isteyen bir insanın tavrına bir hitap değildir. Onun için ayet onlara, madem siz imana kabilsiniz; o zaman Kur’an'da da mucizeler var, o size kafidir, diyerek onları küçümsüyor. Bu ayette hissi mucizenin reddi yoktur.

En’am Suresi 35. ayet:

"Eğer onların hakka sırt çevirmeleri sana pek ağır gelip de kendilerine bambaşka bir mûcize getirmen için, yer altında bir geçit veya göğe çıkacak bir merdiven arama peşinde olursan, şunu bil ki; şayet Allah dileseydi onların hepsini elbette doğru yol üzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevrî davrananlardan olma."

Burada mucizelerin, insanların iradesini elinden alacak kadar mücbir ve açık olmaması gerektiği ihtar ediliyor. Ayetten  Peygamber Efendimiz (asm)'in onları imana sokacak derecede açık bir mucize arayışında olduğu anlaşılıyor ve ayet Peygamber Efendimize (asm) bir ikaz, bir ihtar niteliği taşıyor. Yoksa iradeyi elden almayan, ama bütün bütün de âdiyattan olmayan hissi mucizelere bir atıf yoktur bu ayette.

Râd Suresi, 7. ayet:

"Kâfirler diyorlar ki: 'Ona Rabbinden bir mûcize indirilmeli değil miydi?' Sen, ey Resulüm, sadece bir uyarıcısın. Her millete bir yol gösteren vardır."

Her topluluğa peygamberlerden yol gösteren bir zat gönderilir. O da onlara dini tanıtır, kendilerine tahsis edilen mûcize ile halkını Allah’ın yoluna çağırır. Yoksa kâfirlerin tahakkümleriyle, keyiflerine göre istedikleri mûcizeyi göstermeleri söz konusu değildir. Burada da kafirlerin keyfi ve alaycı mucize istekleri geri çevrilmiştir. Yoksa hidayete veya bir ihtiyaca vesile olan hissi mucizeler inkar edilmiyor.

İsra Suresi 59. ayet:

"Kâfirlerin keyfî olarak istedikleri mûcizeleri göndermeyişimizin tek sebebi; daha önceki kâfirlerin, bu gibi mûcizeleri yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud halkına açık bir mûcize olarak o dişi deveyi verdik de onu öldürdüler ve bu yüzden kendilerine zulmettiler."

Bu ayet bizim izah etmek istediğimizi çok veciz bir şekilde ifade etmiş. Yani bahsi geçen ayetler hissi mucizeleri değil, kafirlerin alaycı ve inkarcı tavırlarını tard ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Nükteli İşaret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5155 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...