Hz. Muhyiddin Hazretleri Allah'ın bazı esmasını tanımada yetersiz kalmış. "Fakat, Rahman, Rezzak, Kahhar, Cebbar, Hallak gibi isimleri ise, tecellileri hakiki olmuyor..." Bu ifadelere göre biz, bazı isimlerle Allah'ı İbni Arabi'den daha mı çok tanıyoruz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vahdetü’l-Vücud mesleğini iyi anlarsak, Üstadımızın bu sözlerinin hafif kaldığını görürüz. Çünkü birçok âlim vahdet-i vücut mesleğini küfür olarak değerlendiriyor. Yani İbn-i Arabî Hazretlerinin fazileti müçtehid ve aktablarda olduğu gibi külli bir fazilet değil, hususi bir fazilettir. Zahiri ulemanın aksine, arif ve asfiya olan âlimler onun kıymetini takdir etmekle birlikte, eksik noktalarına da dikkat çekmişlerdir.

Vahdetu’l-Vücud; istiğrak halidir. Yani Allah’ın varlığından başka varlıkları yok sayma ve inkâr etme halidir. Bu fikre göre masiva ve mahlûkat diye bir şey yoktur, sadece Allah vardır. Bu manevî hale tarîk-ı istiğrak (kendinden geçme hâli, manevi sarhoşluk hâli) deniyor.

Masivanın olmadığı yerde diğer isim ve sıfatların tecellilerini görüp, Allah’ın varlığına intikal etmek mümkün olmaz. Dolayısı ile bu meslekte giden birisi Allah’ın, Vahid, Ehad, Kadîm, vacib ve vücud gibi isim ve sıfatlarında derinleşirken, diğer isimlerde bir o kadar nakıs ve eksik kalıyor.

"Şimdi, ehl-i vahdetü'l-vücud madem لاَ مَوْجُودَ اِلاَّ هُوَ der, hakaik-i eşyayı hayal derecesine indirir. Cenâb-ı Hakkın Vâcibü'l-Vücud ve Mevcud ve Vâhid ve Ehad isimlerinin hakikî cilveleri ve daireleri var."

"Belki aynaları, daireleri hakikî olmazsa, hayalî, ademî dahi olsa, onlara zarar etmez. Belki vücud-u hakikînin aynasında vücut rengi olmazsa, daha ziyade sâfi ve parlak olur."

"Fakat Rahman, Rezzak, Kahhar, Cebbar, Hallak gibi isimleri ise, tecellileri hakiki olmuyor, itibarî oluyor. Halbuki, o esmâlar, mevcut ismi gibi hakikattirler, gölge olamazlar; aslîdirler, tebeî olamazlar."(1)

Cenab-ı Hakk’ın sadede bir ismini, meselâ Vahid ismini düşünüp onda fani olan kişi diğer isim ve sıfatların tecellilerini göremiyor ve okuyamıyor. Onlara göre kesret yani eşya, Allah’ın ezelî ve ebedî varlığında ve birliğinde fani olmaya ve onda huzur bulmaya bir mâni oluyor. Bu maniyi kaldırmak için de; “La mevcuda illa Hu, yani Allah’ın varlığından başka bir varlık yok, tek varlık onun varlığıdır" diyorlar. Bu fikirde ve meslekte olanlar için eşyanın vücudu ne kadar sahneden çekilirse, Allah’ın varlığı hususi âleminde o kadar parlar ve tezahür eder.

1) bk. Mektubat, On Sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin
O zaman Allahın kainatta tecellisi olan her isim Muhyiddin Arabi hz. o isimleri eksik tanımış diyebiliriz.Hatta Vahdet-i Vücutçular tecellisi olan isimlerde çok noksan da diyebilir miyiz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Üstadımız aynen öyle diyor.  

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...