Block title
Block content

Hz. Üstad'ın ifadesine göre Kur'an'ın meydan okuduğu kafirler idam-ı ebediye mahkum oluyorlar, buradaki "idam-ı ebedî" ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Damarlarına şiddetle vuruyor. Gururlarını dehşetli surette kırıyor. O kibirli akıllarını istihfaf ediyor. Onları bidayeten i'dam-ı ebedî ile ve sonra da Cehennem'de i'dam-ı ebedî ile beraber dünyevî i'dam ile de mahkûm ediyor. Der: 'Ya muaraza ediniz yahut can ve malınız helâkettedir.'"(1)

Üstteki ibarede kâfirler için ebedi idamdan söz edilmesi, dikkat çekici bir durumdur. Çünkü kâfir her ne kadar ebedi cehennemde kalacaksa da, gerçek anlamda ebedi idama mahkûm değildir.

İdam ve müebbet hapis, verilebilecek en büyük cezalardır. İdama mahkûm birisinin cezası müebbet hapse çevrilse, bir alt ceza verilmiş olur. Allah Teâlâ, Cehennem ehlini yokluğa göndermeyecek, onları cehennemde yine vücud dairesinde bırakacaktır. Kur'anda “Allahı anmaktan yüz çeviren kimsenin” ahiretteki durumu anlatılırken, âmâ olarak haşredileceği haber verilir. (Tâhâ, 20/125) Âmâ biri için vücud, eliyle dokunabildiğiyle sınırlı olur. Ayrıca, böyle birine “unutulan kimse muamelesinin yapılacak olması” da idam gibi bir durum olarak değerlendirilebilir. (Tâhâ, 20/124-127)

Kur'anın müşriklere yönelik olarak onları tehdit etmesine birkaç misalle bakabiliriz. Şöyle ki:

1)İnkâr edenlerin malları da evlatları da Allah’a karşı onlara bir fayda sağlamaz ve işte onlar, cehennem ateşinin yakıtıdırlar.”

“Bunların durumu, Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla kıskıvrak yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.”

“O inkâr edenlere de ki: Siz mağlup olacak ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne fena bir döşektir.” (Âl-i İmran, 3/10-12)

2) “İman edenler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlara dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır.” (Nur, 24/19)

3) “Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir.”
 “Azgınlar için bir dönüş yeri olmuştur.”
 “Orada devirler boyu kalacaklardır.”
 “Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.”
 “Onlara ancak kaynar su ve irin var.”
 “Tam da yaptıklarına uygun.”
 “Çünkü onlar bir hesap ummuyorlardı.”
 “Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanladılar.”
 “Biz her şeyi bir kitapta tek tek kaydettik.”
 “Öyleyse tadın azabı!”
 “Artık sizin ancak azabınızı artıracağız.”
(Nebe, 78/21-30)

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...