Block title
Block content

"İbadeti terk eden hem kendi nefsine zulmeder -nefis ise Cenâb-ı Hakkın abdi ve memlûküdür- hem kâinatın hukuk-u kemâlâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür..." cümlelerini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Namaz farz bir ibadettir, terk edilmesi büyük bir günah olmakla beraber, küfür ve şirk olmaz. Yani insan tembelliğinden veya iman zaafından namazı terk ederse kafir olmaz, fasık olur, yani günahkar olur. Şayet bir şahıs namazı beğenmeyip ya da farziyetini inkar ederek kılmıyor ise o zaman o şahıs kafir olur. Yoksa bunun dışındaki gerekçelerle namazı terk eden birisi, Ehl-i Sünnetin kavlince  kafir olmaz günahkar olur.

"Elhasıl, ibadeti terk eden hem kendi nefsine zulmeder -nefis ise Cenâb-ı Hakkın abdi ve memlûküdür- hem kâinatın hukuk-u kemâlâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet, nasıl ki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemâlâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlâhiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur."(1)

Üstad Hazretlerinin "Evet, nasıl ki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemâlâtını bir inkârdır.” bu ibarelerinde açıkça ibadeti terk etmekle küfür ameli arasında açık bir ayırım vardır. Yani küfür nasıl kainata bir tahkir ise ibadeti terk etmek de kainatın mükemmel vasıf ve özelliklerini görememeye bir sebeptir. Yoksa kainatın bir Allah tarafından yaratıldığını inkar etmek demek değildir.

Evet, ibadet insanın kalbine ve nazarına vurulan bir saykal ve cila gibidir. Şayet insan kalbini ve nazarını ibadet ile takviye edip beslemez ise kainatın kemalatı olan isim ve sıfatların tecellilerini göremez ve okuyamaz hale gelir. Allah’a olan iman ve inancı basit ve taklidi bir seviyeye iner. İmanı taklidi olup ibadeti terk eden bir adam Müslüman da olsa Allah’ı kemali ile bilemez tanıyamaz. İşte ibadet Allah’ı kemali ile tanımanın bir aracı bir vasıtasıdır.

Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"Akaidî ve imanî hükümleri kavî ve sabit kılmakla meleke haline getiren, ancak ibadettir. Evet, Allah'ın emirlerini yapmaktan ve nehiylerinden sakınmaktan ibaret olan ibadetle, vicdanî ve aklî olan imanî hükümler terbiye ve takviye edilmezse, eserleri ve tesirleri zayıf kalır. Bu hale, âlem-i İslâmın hâl-i hazırdaki vaziyeti şahittir."(2)

İbadet gözlüğünü takmayan bir adam, kainatın fıtri ve hali olan ibadetlerini göremez. Ve kainatın hakiki kemalatı olan tesbih ve zikirlerini işitemez ve göremez.

Özet olarak, ibadeti terk eden bir adam, kainat levhaları üzerinde yazılı olan isim ve sıfatların manalarını ve kemalatlarını fark edip okuyamaz. Allah’a olan imanı zayıf ve taklidi bir şekilde kalır. Yoksa bütün bütün kafir olur demek değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.
(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, Âyet: 21, 22.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ERGİNARDAHANİ
İbadet edenin kainatın kulluğunu nve tesbihini işitmesini anlıyorum fakat ibadetin kainat üzerinde yazılı olan isim ve sıftaları okumadaki fonksiyonunu aklıma yakınlaştıramadım izah ederseniz sevinirim. Selametle
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)
Ve keza, ibadet, dünya ve âhiret saadetlerine vesile olduğu gibi, maaş ve maâde, yani dünya ve âhiret işlerini tanzime sebeptir ve şahsî ve nev'î kemâlâta vasıtadır ve Hâlıkla abd arasında pek yüksek bir nisbet ve şerefli bir rabıtadır. İşârâtü'l-İ'câz - Bakara Sûresi, Âyet: 21,22 Allah ibadeti insanın potansiyel kabiliyet ve melekelerini geliştirecek bir şekilde tasarlamıştır. İnsan bu ibadeti yaptığı zaman bütün kabiliyet ve melekeleri terakki ve tekemmül eder. Mesela kulak zikr-i İlahi ile cilalanır nur-u iman ile nurlanır, ondan sonra kainatın tesbih ve tezkirlerini işitmeye başlar. Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor: Hattâ kulaktaki zar, nur-u iman ile ışıklandığı zaman, kâinattan gelen mânevî nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hattâ o nur-u iman sayesinde rüzgârların terennümatını, bulutların nâralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hâkezâ yağmur, kuş ve saire gibi her neviden Rabbânî kelâmları ve ulvî tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlâhî bir musikî dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbânî aşkları intiba ettirmekle kalbleri, ruhları, nuranî âlemlere götürür, pek garip misalî levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder. İşârâtü'l-İ'câz - Bakara Sûresi, Âyet: 6 Demek her bir ibadet insanın meleke ve kabiliyetlerini cilalandıran ve nurlandıran İlahi bir iksir, İlahi bir reçete hükmündedir. İbadeti terk eden adam, zamanla kalp ve ruh aynasının kararmasına ve imanın kemalatını hayatında izhar edememesine sebep oluyor. Kendi alemi ışıksız ve nursuz kalan bir adamın eşyanın üstündeki tecelli ışıklarını görmesi mümkün değildir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ebubekirben
"İbadeti terk eden adam, zamanla kalp ve ruh aynasının kararmasına ve imanın kemalatını hayatında izhar edememesine sebep oluyor. Kendi alemi ışıksız ve nursuz kalan bir adamın eşyanın üstündeki tecelli ışıklarını görmesi mümkün değildir. " çok güzel açıklamışsınız ibadeti yapan ile yapmayanın ruh halini. zaten burada anlaşılamayan bir durum yok. Anlayamadığım nokta ışıksız ve nursuz kalan bu adam niye azab çekecek? yine aynı konu ile alakalı üstadın "Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder." İzah???
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ebubekirben

hocam ek bilgi için okuyucuların istifadesine sunuyorum. http://www.risaleonline.com/soru-cevap/yazdir/namazi-bilerek-terk-etmek

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Devlet nasıl haksız bir suçluya kamu davası açıyor ise zira mahkeme kamusal bir kurumdur bireyler şahsi kusurları ile bu kurumlara maddi ve manevi zarar verirse kamu hakkına tecavüz etmiş sayılır ve cezasını da görür. Aynı şekilde kainatta bir kamusal alandır insan bu alanda vazifesizliği ile yani iman ve ibadeti terk etmek ile bütün kamunun hukukunu çiğnemiş sayılır. Allah’ta hem kendi hakkı için hem de kamunun hakkı için insana kamusal dava açar ve cezasını keser. Zira insanın imansızlık ve ibadetsizliği şahsi bir cinayet değil kamusal bir cinayettir.

Açlık nasıl mideye bir azap ise ibadetsizlikte kalp ve ruha bizatihi bir azaptır. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...