Block title
Block content

"İbni Sina ve Farabi gibi dahiler, şaşaai surisine meftun olup, o mesleğe aldanıp, o mesleğe girdiklerinden adi bir mümin derecesini ancak kazanabilmişler..." İbni Sina'yı ve Farabi'yi çok büyük zatlar bilirdik, öyle değil mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şahsın mükemmelliği ile, gidilen yol ve metodun mükemmelliği farklı şeylerdir. Bazen mükemmel bir şahıs, mükemmel olmayan bir yol ve metot ile neticeye varmaya çalışır ve sonuca ulaşamaz..Bazen de şahsi olarak o kadar da mükemmel olmayan birisi, mükemmel bir yola girer ve metodu takip eder, mükemmel bir neticeyi elde eder.

Şimdi İbn-i Sina ve Farabi gibi zatlar, kabiliyet ve şahsi kemalat açısından mükemmel ve dahi insanlardır. Lakin takip ettiği metot ve gittiği yol açısından, mükemmel olmayan eksik ve nakıs bir yolu ve metodu izlemişlerdir. Bu da onları neticeye ulaştırmamıştır.

Bu zatlar bu kabiliyet ve kamil fıtrat ile vahiy ve sünnete tabi olsalardı, çok parlak ve yüksek mevki ve makamlara erişebilirlerdi. Ama maalesef bu zatlar, şahsi mükemmelliklerine güvenerek vahiy ve sünnetin terbiyesine girmeyip, felsefeye girdiler. Felsefe yolu aklı esas aldığı için çok meselelerin içinden çıkamamıştır. Yani tabiat ve sebepler perdesini akılları ile tam manası ile delip yırtamadıkları için, Allah’ın kainatta ve sebepler arkasındaki kudret elini göremediler. İmanları taklitten öteye geçemedi.

Halbuki vahiy ve sünnet dairesine girmiş, kabiliyet noktasında bu zatlardan çok geri olan zatlar, imanın kamil ve yüksek mevkilerini kazanmışlardır. Demek burada büyüklük ve küçüklük şahsiyette değil gidilen yola göre şekilleniyor. Bu zatlar şahsi kabiliyet noktasından büyük; gittiği yol açısından küçük insanlar önermesi doğru bir önermedir. Üstat bu zatlara ami ve avam derken, şahsi kabiliyetler noktasından değil, gittikleri felsefi meslek açısındandır.

Bu zatlar, belki iman ve itikat noktasından ami ve avam konumunda kalabilirler, ama diğer ilim dallarından harika ve büyük zatlardır. Mesela İbn-i Sina tıbbın babasıdır, bu hususta kimse eline su dökemez. Ancak manevi ve imani sahada basit bir mümin kadar sağlam imana sahip değildirler.

İlave bilgi için tıklayınız:

İbni Sina ve Farabi ile ilgili; "Teşebbüh-ü bil-vacip deyip şirk derelerine düşmüş olabilecekleri.." ile "Adi bir mü'min derecesini ancak kazanabildikleri.." ifadelerini nasıl anlamalıyız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6029 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

selimgokde
soruya kısmen mükemmel cevap olmakla beraber; bu yanlış itikada sahip olan ibni sina ami bir mümin olarak nasıl kalabilmiş cihet-i istifhami cevapsız kalmış!! saygılarımla
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karakan

Ayrıca şahsi kabiliyet ile gidilen yolların farklılığına en büyük delillerden biriside, Efendimiz(sav)'in İslamiyetin,Hz.Ömer(r.a) efendimiz ya da ebu cehil ile güçlendirilmesini Allah'tan istemesidir.Efendimiz(sav) bu duayı ettiğinde Hz.Ömer efendimiz(r.a) henüz müslüman olmamıştı,ebu cehil de müslüman değildi. Ama Efendimizin(sav) ikisinden biri demesi, Hz Ömer efendimiz ile, ebu cehilin sahşi kabiliyetler olarak birbirine yakın olduğunu gösteriyo.ki ebu cehil o zamanın en zeki insanlarından biridir. ŞEYTANA AKIL ÖĞRETMİŞ kişidir. ama biri küfrü seçerek, kendi şahsi kemalatını sukut ettirmiş, Hz .Ömer efendimiz ise vaktiyle kızını toprağa diri diri gömen biri olmasına rağmen, seçtiği yolun ulviyeti ve kendi kabiliyeti ve gayreti ile, peygamberlerden sonra EN HAYIRLI İKİNCİ insan konumuna gelmiştir...ayrıca şahsi kabiliyet olarak ebu cehilin yarısı kadar bile kabiliyetli olamayan sahabe efendilerimiz, külli fazilet noktasında, Efendimiz(sav)'den sonra hiç bi evliyanın, kutbun, aktabın ulaşamayacağı makamlara ulaşmışlar Allah'ın izni ve inayetiyle...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...