İbtidai icatta ibdanın, mislini iadede ise inşanın esas olduğu belirtilmiş oluyor. Bunu nasıl anlamalıyız? Aslında; her iki yaratmada; hem def’ilik hem de tedric kanunu göze çarpıyor. Bu meseleyi açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın yaratılışı üzerinde konuşalım: İlk insan olan Âdem aleyhisselam balçıktan yaratılmıştır. Bu yaratmanın bir safhasında ruha kavuşturulmuş olduğu şu âyet-i kerîme ile gâyet açık olarak bildirilmektedir:

“Allah Ademi topraktan yarattı, sonra ona ‘Ol!..’ dedi.” (Âl-i İmrân, 3/59)

Tefsir âlimleri, zaten yaratılmış olan şeye “Ol!” denilmesini “Canlı ol! Canlı bir mahlûk kesil!” şeklinde tefsir ederler. Beden ruhun hanesi olduğu için o balçığa, henüz ruh verilmeden önce insan denilmezdi. İnsan bu “Ol! emriyle ortaya çıkmış bulunuyor.

Balçıktan yaratılma safhasında inşa hâkim görünüyorsa da, bu şekilde bir beden yaratılmasının ilk defa sergilenmesi yönüyle bir ibdadır. Daha sonraki insanlar ise tenasül kanunuyla çoğaltılmışlardır; derste verilen terzi misalinde olduğu gibi.

Üstad Hazretlerinin;

“Bir baharda, üç yüz bin envâ-ı zîhayat mahlûkatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten icad eden bir kudrete karşı ‘Yoğu var edemez’ diyen adam, yok olmalı!..”(Lem’alar, Yrimi Üçüncü Lem’a).

ifadesinde açıkça görüldüğü gibi, inşa olarak gördüğümüz yaratmanın içinde bir cihetiyle ibda da söz konusudur.

Diğer taraftan,

“… En büyük daire olan zerrat âlemini bir tarla yapıp, her zaman kâinat kadar mahsulâtı, kudretiyle, hikmetiyle onda eker, biçer, kaldırır.”(Mektubat, Yirminci Mektup)

cümlesinden anlaşılacağı gibi her bir an, bir sonraki an için bir tarla gibi olmakta ve ondan ikinci andaki varlıklar yaratılmaktadır. Bu ikinci anın varlıkları bir yönüyle inşa ise de yeni bir kâinat ortaya koymaları cihetiyle de ibdadan bir iz taşımaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...