Block title
Block content

İÇTİHAD

 
İçtihat, ceht ve gayret göstermek, bir konuda bütün gücünü ve kuvvetini kullanmak, mânâsına gelir. Fıkıhta ise, istinbat-ı ahkâm için, yani âyet ve hadislerdeki derin mânâları ve gizli hükümleri çıkarmak için çalışmak şeklinde tarif edilir. Bu ilmî kudrete ve bu ilâhî ihsana nail olan zâtlara müçtehit denilir.

İstinbat, kuyudan güçlükle su çıkarmak demektir.

Kâinat kitabı Allah’ın eseri olduğu gibi, Kur’ân-ı Kerim de O’nun fermanıdır. Kâinat kitabının su, hava, toprak gibi maddelerini herkes az-çok bilmekte ve bunlardan istifade etmektedir. Ama aynı kitabın, fizik, kanunları, ışınlar, atomlar, genler gibi nice gizli meseleleri de vardır ki, bunlar bilim adamlarının araştırmalarına bırakılmıştır. Onlar, bu tükenmez ilim hazinesini araştırmaya başlamış, bu uğurda bütün güçleriyle yılmadan usanmadan çalışmış ve sonunda nice harikalar keşfetmişlerdir.

Benzer bir durum da Kur’ân-ı Kerim için söz konusudur. Kur’ân-ı Kerimin kesin hükümleri herkese açıkça bildirilmiştir ve bu temel meseleler Bediüzzaman’ın ifadesiyle “birer elmas sütundur” ve şeriatın yüzde doksanını teşkil etmiştir. Bu temel hükümlere göre teferruat sayılabilecek birtakım hükümlerin çıkarılması da fıkıh sahasındaki yetkili âlimlerin ceht ve gayretine bırakılmıştır.

Nitekim Mektûbat’ta, “Her müstaid; nefsi için içtihad edebilir, teşri’ edemez,” denilir. Yani, içtihat yetkisini taşıyanlar bir meselede gerçek hükmü bulmak ve onunla amel etmek için içtihat yaparlar. Ama vardıkları bu hükmü teşri’ edemezler, yani “gerçek sadece budur, şeriat benim anladığım gibidir” diyemezler.

Cenâb-ı Hak şu âyet-i kerime ile, yetkili âlimlerin içtihat yapmalarını, diğer kimselerin de onlara uymalarını istemektedir.
“… Hâlbuki onlar bu haberi Peygambere ve aralarındaki yetki sahibi kimselere götürselerdi, onlar içerisinde hüküm çıkarmaya (istinbat-ı ahkâma) gücü yetenler elbette onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisâ, 8)

Bu âyetin verdiği müsaade ile Kur’ân’da açık hüküm bulunmayan bazı konularda bizzat Allah Resulü (asm.) içtihat yapmışlardır. Yine ashabın âlimleri de içtihatta bulunmuşlardır.

Asr-ı saadetten sonra içtihadın yasaklandığına dair bir hüküm olmadığına göre, müçtehitler de yeni meseleler hakkında içtihat yapmışlar ve bu içtihatlara tâbi olanların çoğalmasıyla mezhepler ortaya çıkmıştır.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2933 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...