İçtima-i hayattaki kardeşlerin mesai saatlerinde Risale-i Nur okumaları gerekir mi; çalışma saatleri dışında vakti olmayanlara ne önerirsiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesai saatinde illa Risale okunacak diye bir kaide yoktur. Mesai saatinde Kur'an okuma mecburiyeti olmadığı gibi...

Mecbur yapmamız gerekenlere farz veya vacip diyoruz. Bu ise mesai saatlerinde namaz ve oruç için geçerlidir. Kur'an ve Risale okumak isteyen bunu mesai saatinden değil, evindeki zamandan kazanması lazımdır.

Hatta mesai saatinde çalışması lazım olduğu halde Kur'an dahi okusa mesuliyeti vardır. Zira işverenin işini o şartlarda kabul etmişsindir. Buna mesai hırsızlığı denir. Hem kaldı ki, çoluk çocuğun rızkını kazandığı için yaptığı çalışma da bir nevi ibadet hükmüne geçer. Aksi takdirde çalıştığımız zamanı angarya ve anlamsız bulup illa "Risale okumam lazımdır." düşüncesi Risalenin içeriğine terstir. Risale okuduğu halde, risaleleri anlamamak demektir.

Bu konu ile ilgili Risalelerde geçen bir kaç örnek verelim:

"Dînî farzlarını yerine getirmek sûretiyle dünyevî çalışmaların da bir ibâdet hükmüne geçtiğine dâir Üstadımızın yanına gelenlere verdiği derslerden bir kaç nümûne:"

1.
Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte, birgün, Eskişehir'deki Yıldız Otelinde bulunuyorduk. şeker fabrikasından yanına gelen birkaç işçi ve ustabaşına kısaca dedi:

"Siz farz namazlarınızı kılsanız, o zaman, fabrikadaki bütün çalışmalarınız ibâdet hükmüne geçer. Çünkü, milletin zarûri ihtiyacını temin eden mübârek bir hizmette bulunuyorsunuz."


2.
Yine birgün, Eğridir yolu altında oturmuş, Rehber'i okuyorduk. Tren yolunda çalışan birisi geldi ve Üstad, ona da aynı şekilde, ferâizi edâ edip, kebâirden çekilmek şartıyla bütün çalışmalarının ibâdet olduğunu, çünkü on saatlik bir yolu bir saatte kestirmeye vesîle olan tren yolunda çalıştığından mü'minlere, insanlara olan bu hizmetin boşa gitmeyeceğini, ebedî hayatında sevincine medar olacağını ifâde etmiştir.

3.
Yine birgün, vaktiyle Eskişehir'de tayyâreciler ve subaylar ve askerlere de aynen şu dersi vermişti:

"Bu tayyâreler, birgün İslâmiyete büyük hizmet edecekler. Farz namazlarınızı kılsanız, kılamadığınız zaman kazâ etseniz, asker olduğunuz için her bir saatiniz on saat ibâdet, husûsan hava askeri olanların bir saati, otuz saat ibâdet sevabını kazandırır. Yeter ki kalbinde îman nûru bulunsun ve îmânın lâzımı olan namazı îfâ etsin."

4.
Hem Barla, hem Isparta, hem Emirdağ'da çobanlara derdi:

"Bu hayvanlara bakmak büyük bir ibâdettir. Hattâ, bâzı peygamberler de çobanlık yapmışlar. Yalnız, siz farz namazını kılınız, tâ hizmetiniz Allah için olsun."

5.
Yine birgün, Eğridir'de, elektrik santralının inşâsında çalışan amele ve ustaya, "Bu elektriğin umum millete büyük menfaati var. O umûmi menfaatten hissedar olabilmeniz için, farzınızı kılınız. O zaman bütün sa'yiniz, uhrevî bir ticaret ve ibâdet hükmüne geçer."(1) demiştir.

Bu nevîden bir çok misâller vardır.

(1) bk. Tarihçe-i Hayat, Emirdağ Hayatı, Haşiye: 1-5, Üstad Gelenlerle Ne Konuşurdu?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...