Block title
Block content

"İfratla tarikat taassubu taşıyanların bir kısmı, âdâb ve evrâd-ı tarikati Sünnet-i Seniyyeye tercih etmekle sünnete muhalefet edip, sünneti terk eder, fakat virdini bırakmaz. O suretle âdâb-ı şer’iyeye bir lâkaytlık vaziyeti gelir, vartaya düşer." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çok Sözlerde ispat edildiği gibi ve İmam-ı Gazâlî, İmam-ı Rabbânî gibi muhakkıkîn-i ehl-i tarikat derler ki: 'Bir tek Sünnet-i Seniyyeye ittibâ noktasında hâsıl olan makbuliyet, yüz âdâb ve nevâfil-i hususiyeden gelemez. Bir farz bin sünnete müreccah olduğu gibi, bir Sünnet-i Seniyye dahi bin âdâb-ı tasavvufa müreccahtır.' demişler."(1)

Burada âdâp ile sünnetin çelişmesi ve çatışması konu edilmiyor, sofinin adabı sünnetten üstün ve önemli görmesi eleştiriliyor. Adap zatında güzel ve İslam’ın ruhuna uygun olabilir, ama asla sünnetin kıymet ve derecesine yetişemez.

Aşırıya kaçıp tarikat taassubu taşıyanların bir kısmı, âdâb ve evrâd-ı tarikati sünnet-i seniyyeye tercih etmekle sünnete muhalefet edip, sünneti terk eder, fakat tarikattan aldığı virdini bırakmaz. Yanlış olan bu tutum ve davranıştır, yoksa âdâb ve vird değildir.

Vird ve âdâb her ne kadar ayet ve hadiste içerse yine de sünnetin kıymetine yetişemez. Bu sebeple nasıl olsa bu âdâbta ayet ve hadis bulunuyor, diyerek âdâbı sünnete tercih etmek caiz olmaz.

Seyrü sülûk esnasındaki sohbet, vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer. Kalbin gaflet ve kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu Kısım | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1165 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...