Block title
Block content

İhlas terimini ilk defa Risale-i Nur'dan duyduk. Günlük işlerde ihlası nasıl anlarız? Mesela umreye gitmek istiyorum. Umre farz değil. Umreye gitmek mi yoksa Afrika'daki veya Türkiye'deki muhtaçlara yardım etmek mi ihlasa daha fazla vesile olur?

 
Soru Detayı:

Böyle konularda ibadet ihlasını nasıl kazanırız? Bir ölçü var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İhlas, en kısa tarifi ile; amelimizde rıza-yı İlâhîyi esas tutmaktır. Yani bir şeyi sadece O'nun rızasını kazanmak için yapmaya ihlas deniyor. Bu, farz-nafile fark etmez. Hatta ihlaslı nafile bir ibadet, gösteriş için yapılan farz bir ibadetten daha üstün ve daha kıymetlidir.

"İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar."(1)

Bu hadiste Peygamber Efendimiz (asm) insanların elendiği büyük bir elekten bahsediyor. Bu elek üç merhalesi olan bir elektir.

Bu eleğin birinci merhalesi; ilimdir. Yani insanların ilk imtihan olduğu ve elendiği husus ilimdir. "İnsanların hepsi helak oldu, alimler müstesna." derken; imana ve ibadete dair ilimleri bilenler, bilmeyenlerden ayrıştı, bilenler birinci merhale olan ilim eleğinden geçtiler, bilmeyenler ise daha birinci merhalede ayıklanıp savruldular. Bu ilim eleğini geçmeden, diğer merhalelere geçmek mümkün değildir.

Eleğin ikinci merhalesi ise; amel eleğidir. İlim eleğinden geçenler, ikinci bir ayıklama kabinine gelmişlerdir. Şayet ilimleri ile amel etmiyor iseler, yani bildiklerini hayata tatbik etmiyorsalar, bu sefer amel eleğinde takılıp kalıyorlar. Ve buradan geçemedikleri için, bunlar da helak olup gidiyorlar. Demek ilim tek başına kurtulmaya yetmiyor, bunun yanında amel ve ibadet de gerekir.

Eleğin üçüncü merhalesi ise; ihlas eleğidir. İlim ve amel eleğinden geçenlerin karşısına üçüncü ve en çetin olan ihlas eleği geliyor. Bu elekte samimiyet test ediliyor. Yani ilmi ile amil olanların niyetinde Allah rızası mı galip, yoksa başka hesaplar mı var, işte bu elekte bunlar tespit ediliyor. Şayet ilim ve amelimizde Allah rızasından başka menfaat ve maksatlar varsa, bu elek bizi ayıklayıp helakete atıyor. Namazla ilgili bilgileri öğrendim ve bu bilgileri amele döktüm; ama niyet ve maksadımda Allah rızası değil de, başka gaye ve maksatlar var, o zaman bu namaz benim helaketim olur.

Dördüncü merhale ki; bu merhale artık ilim, amel ve ihlas eleğinden geçip, Allah’ın rızasına ulaşma merhalesidir. Lakin bu merhaleye ulaşmakla iş bitmiyor, bundan sonra bu kazanılan merhalenin muhafaza edilmesi gerekiyor ki; bu da büyük bir riski olan bir makamdır, her an ayak kayabilir. Bu yüzden teyakkuz içinde olmak gerekir.

İşte ubudiyet ve kulluğun serüveni ve en nihayetinde ulaşılacak esas ve öz bu şekildedir. İbadetler bizi Allah’ın rızasına götüren sağlam ve güvenilir vesilelerdir. İbadetin esası ve özü ihlas ve bunu muhafaza etmektir.

Hangi amelin öncelikli olduğu, ihlasın sahası değil, şeriatın sahasıdır. Aç Müslümanlara yardım etmek nafile ibadetlerden daima üstündür. Ama farzlar daima önceliklidir. Mesela; farz olan hac, Afrikaya yardımdan daima önce gelir. Bunlara dikkat etmek gerekir.

"Alimler hariç, bütün insanlar helakettedir. Amel edenler hariç alimler de helakettedir. İhlaslı olanlar hariç amel edenler de helakettedir. İhlaslı olanlar da (onu kaybetme gibi) büyük bir tehlike içindedir." hadisi şerifini nasıl anlamak gerekir? Yaptığımız işlerde ve ibadetlerde ihlaslı olmak elbette önemli, ama çoğu zaman bunu yapamıyoruz. Buradaki "helaket" manasıyla ne kastediliyor?

Bizim kanaatimize göre burada helak olan şahıs değil, amelidir. Amel ihlassız ise, bu amel helak olup günahını da o şahsın günah veya sevap torbasına atmış demektir. Şayet bu tip ameller günah-sevap terazisini günahtan yana çekerse, o zaman şahıs da helak olur. Yoksa bir ihlassız amel ile şahıs helak olmaz. İnsanın hayatının tamamen kusursuz ve ihlaslı olması mümkün değildir. Zaten Allah, insanı yargılarken, günah sevap dengesine göre yargılayacak. Sevap ağır basıyorsa, cennete; günah ağır basıyorsa ve affetmez ise cehenneme atıyor. Haliyle bir ihlasız amel, sahibini külliyen helak etmez. Lakin bu günahların da tövbe ile derhal  imha edilmesi mümkündür. 

(1) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

turkkamuran

"Bu eleğin birinci merhalesi; ilimdir. Yani insanların ilk imtihan olduğu ve elendiği husus ilimdir."İnsanların hepsi helak oldu, alimler müstesna." derken; imana ve ibadete dair ilimleri bilenler, bilmeyenlerden ayrıştı, bilenler birinci merhale olan ilim eleğinden geçtiler, bilmeyenler ise daha birinci merhalede ayıklanıp savruldular. Bu ilim eleğini geçmeden, diğer merhalelere geçmek mümkün değildir." diyorsunuz,peki cahil olanlar alimlerden fazla, fakat cennette alim olmayanlar da olucak. Şunu nasıl anlamalıyız? teşekkürler.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Cahiller cehaletinin cezasını çekecekler ondan sonra cennete girecekler demektir. Cehalet ile direk cennete gitmek zor. Ceza bazen kabirde olur bazen mahşerde olur bazen sıratta olur bazen cehennemde olur. Ehlisünnet alimleri cehaleti günah ve cürüm olarak görüyorlar. Helak oldu ifadesi bütünü ile kafir oldular anlamına gelmiyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...