"İhtiyarlık mevsimiyle dünyevî, güzel ve cazibedâr şeyler üstünde fena ve zevalin damgasını ve acı manasını göstererek o insanı dünyadan ürkütüp, o fâniye bedel, bir bâki matlubu arattırıyor..." Gençler fena ve zevalin mahiyetini idrak edemezler mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dokuzuncu Söz’de ikindi vakti ve güz mevsimi insan ömrünün ihtiyarlık dönemine benzetiliyor. Bu dönemler, insana ihtiyarlığı sürekli hatırlatırlar. İkindiyi akşam, güzü kış takip ettiği gibi ihtiyarlığı da ölüm takip eder. Bu bakımdan insanların ölümü en sık hatırladıkları dönem ihtiyarlık vaktidir.

Bu mevsime giren bir insanın kalbi fâni şeylerden bâki hedeflere doğru yönelme gösterir. Zira ihtiyarlık mevsimine girmekle ölüm kışını daha çok hatırlayan bir insan, “dünyevî, güzel ve cazibedâr şeyler üstünde fena ve zevalin damgasını ve acı manasını” çok daha güzel okur ve anlar. İnsan gençlik sarhoşluğuyla kendisini daimî, çevresindeki her şeyi de ebedî görmekle aldanır. Bu aldanış ihtiyarlığa girmekle yerini intibaha bırakır.

İnsan, sadece hazır zamanı değil, geçmiş ve gelecek zamanları da düşünebildiğinden, ölümü hatırlamak için ihtiyarlığı beklemeye lüzum yoktur. İnsan genç iken de ihtiyarlığı, baharın başlangıcında da sonbaharı düşünebilir. Güneş her batışında bizim de bir gün batacağımızı haber vermektedir. Genç iken bunun şuuruna erip hayatını ölüm ve ötesine göre ayarlamak, fâni zevklerde boğulmayıp ebedî saadet için mahsulât toplamak çok büyük bir saadettir. Allah Resulü (asm) bu gibi gençlerin en hayırlı gençler olduklarını haber vermektedir.

"En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesâtına esir olmayıp gaflette boğulmayandır."(1)

1) bk. Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...