Block title
Block content

"İkinci kısım hikmetleri ise, zîhayatın ve zîşuurun nazarlarına bakar. Onlara şirin bir mütalâagâh, birer kitab-ı marifet olur..." diye başlayan kısmın izahını yapar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkinci kısım hikmetleri ise, zîhayatın ve zîşuurun nazarlarına bakar. Onlara şirin bir mütalâagâh, birer kitab-ı marifet olur. Mânâlarını zîşuurun zihinlerinde ve suretlerini kuvve-i hafızalarında ve elvâh-ı misâliyede ve âlem-i gaybın defterlerinde daire-i vücutta bırakıp, sonra âlem-i şehadeti terk eder, âlem-i gayba çekilir. Demek, surî bir vücudu bırakır, mânevî ve gaybî ve ilmî çok vücutları kazanır."

"Evet madem Allah var ve ilmi ihâta eder. Elbette adem, idam, hiçlik, mahv, fena, hakikat noktasında, ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kâfirlerin dünyaları ademle, firakla, hiçlikle, fânilikle doludur. İşte bu hakikati, umumun lisanında gezen bu gelen darb-ı mesel ders verip, der:"

"Kimin için Allah var, ona her şey var. Ve kimin için yoksa, her şey ona yoktur, hiçtir."

"Elhasıl, nasıl ki, iman, ölüm vaktinde insanı idam-ı ebedîden kurtarıyor; öyle de herkesin hususî dünyasını dahi idamdan ve hiçlik karanlıklarından kurtarıyor. Ve küfür ise, hususan küfr-ü mutlak olsa, hem o insanı, hem hususî dünyasını ölümle idam edip mânevî cehennem zulmetlerine atar, hayatının lezzetlerini acı zehirlere çevirir. Hayat-ı dünyeviyeyi âhiretine tercih edenlerin kulakları çınlasın! Gelsinler, buna ya bir çare bulsunlar veya imana girsinler, bu dehşetli hasârattan kurtulsunlar."(1) 

Mevcudatın ve mahlukatın ölümle yok olmaları ve çok kısa ve aniden vefat etmeleri, insandaki şefkat ve ebedi yaşama arzusu ile bağdaşmıyor. Bu da insanı hüzünlendirip acıya boğuyor.

Mesela; çok sevdiğimiz bir çiçeğin veya canlıların hayat sürelerinin çok az ve kısa olması, insanda bir yara açıyor, ruhi bir sıkıntı oluşturuyor. İşte Üstat da sıkıntılı ve elemli bir anında, bu yaralara ve bu düşünceden gelen acılara cevap ve çözüm olsun diye bu hakikati beyan ediyor.

Evet, mahlukat ve canlılar vefat etmek ile yokluğa ve hiçliğe gitmiyorlar. Belki daimi ve ebedi bir aleme intikal ediyorlar. Bütün mahlukat ve sanatlı şeylerin varlık sahnesine çıkıp tekrar gitmelerinin hikmet ve sırlardan birisi: Şuur sahibi insan, melek ve cinlere bir mütalaa konusu olmak, onlara sanatkarlarından haber vermek ve Allah’ın isim ve sıfatlarını tarif ve tanıtmaktır. Mevcudat ve mahlukat, bu vazifeyi ifa ettikten sonra, şuur sahibi varlıkların zihin ve hafızalarında bir levha olarak ebediyen varlıklarını devam ettirecekler. Aynı zamanda mahlukat her şeyin resminin alınıp saklandığı misal aleminde de resim olarak hayatlarını devam ettireceklerdir. Yine mevcudat şuur sahibi varlıkların hafızasından ve misal alemindeki resimden başka olarak, kader levhalarında varlıklarını ilmi bir surette devam ettirecekler.

Yani mahlukat ve mevcudat, maddi vücudunu kaybetmiş olsa bile, bir varlık boyutunda hayatını ve varlığını devam ettirecekler. Bu yüzden onların ölümle gitmesini, ebedi bir yokluk ve hiçlik görmemek gerekir.

Özet olarak, iman gözlüğü ile bakılırsa, hiçbir şey yokluğa ve hiçliğe gitmiyor, her mevcut ve mahluk muhtelif alemlerde varlığını farklı boyutlarda devam ettiriyorlar. Lakin küfür nazarında bütün mevcudat ve mahlukat, mutlak bir yokluğa ve hiçliğe gidiyor, bu da insana büyük ve sıkıntılı bir azap kaynağı oluyor.

(1) bk. Asa-yı Musa, Bu Onuncu Meseleye Bir Hâtime Olarak İki Haşiye.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Onuncu Mes'ele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2556 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...