Block title
Block content

“İkinci Temsil: Meselâ cesîm ... bilâşübhe sezâdır.” a. “Çünki tek bir adem, hadsiz ademleri intac eder. Fakat vücud kendine göre semere verir.” cümlesini bir misâlle açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İkinci Temsil: Meselâ cesîm bir sefine-i Sultaniyede, âdi bir adam cüz'î vazifesini terketmesiyle, bütün gemideki vazifedarların netaic-i hidematına halel getirdiğinden ve bazı da mahvettiğinden, bütün o vazifedarlar namına gemi sahibi ondan şedid şikayet eder. Kusur sahibi ise, diyemez ki: "Ben bir âdi adamım, ehemmiyetsiz ihmâlimden şu şiddete müstehak değildim." Çünki tek bir adem, hadsiz ademleri intac eder. Fakat vücud kendine göre semere verir. Çünki bir şeyin vücudu, bütün şerait ve esbabın vücuduna mütevakkıf olduğu halde; o şeyin ademi, intifası, tek bir şartın intifasıyla ve tek bir cüz'ün ademiyle netice itibariyle mün'adim olur. Bundandır ki: "Tahrib, tamirden pek çok defa eshel olduğu" bir düstur-u mütearife hükmüne geçmiştir. Madem küfür ve dalalet, tuğyan ve masiyet esasları, inkârdır ve reddir, terktir ve adem-i kabuldür. Sûret-i zahiriyede ne kadar müsbet ve vücudlu görünse de, hakikatta intifadır, ademdir. Öyle ise cinayet-i sâriyedir. Sair mevcudatın netaic-i amellerine halel verdiği gibi esma-i İlâhîyenin cilve-i cemallerine perde çeker."

"İşte bu hadsiz şikayete hakları olan mevcudat namına o mevcudatın sultanı, şu âsi beşerden azîm şikayet eder ve etmesi, ayn-ı hikmettir ve o âsi, şiddetli tehdidata elbette müstehaktır ve dehşetli vaîdlere, bilâşübhe sezâdır.”

a. “Çünki tek bir adem, hadsiz ademleri intac eder. Fakat vücud kendine göre semere verir.” cümlesini bir misâlle açabilir misiniz?

b. "Madem küfür ve dalalet, tuğyan ve masiyet… Sûret-i zahiriyede ne kadar müsbet ve vücudlu görünse de, hakikatta intifadır, ademdir.” ifadesini bir örnekle izah edebilir misiniz? Çünkü bu cümle nüans farkları ile külliyatın çok yerinde geçmektedir.

AÇIKLAMALAR:

a. Misâl olarak temsilde geçen hizmetkârı verebiliriz: Onun bağa su vermemesi bir ademdir, bu adem birçok ademleri netice vermiştir. Çiçeklerin açmaması, ağaçların meyve vermemesi birer ademdirler. Bütün bu ademler bir tek ademden kaynaklanmıştır. O bağda akan su, tek başına kalsa ancak hizmetkârların susuzluğunu giderir, ama toprakla, havayla, güneşle birlikte çalıştığında nice meyvelerin ve ağaçların vücudu gelmesine vesile olur.

Vücudun kendine göre semere vermesine bir misâl: Bir insan on lira ile en fazla on liralık bir hayır yapabilir. Ama, o insan bir görevi terk etmekle binlerce kişiye zarar verebilir.

Tahrip kolaydır. Üstad'ın buyurduğu gibi insan bir kibrit ile bir evi yakabilir. İnsan kendi evinde yahut bahçesinde bütün dikkatini sarf ettiği halde birkaç tane çiçek yahut ağaç besleyebilir. Ama bir dikkatsizlik -ki bir ademdir- bir ormanın yanmasına yol açabilir.

“Hem bilmüşahede sabittir ki: Bina gibi bir şeyin vücudu, bütün eczasının mevcudiyetiyle takarrur eder. Halbuki onun harabiyeti ve ademi ve in'idamı, bir rüknün ademiyle hasıl olur. Hem vücud, her halde mevcud bir illet ister. Muhakkak bir sebebe istinad eder. Adem ise, ademî şeylere istinad edebilir. Ademî bir şey, madum bir şeye illet olur.” (Lem’alar, On Üçüncü Lem’a)

b. Bir insan, çaldığı paralarla bir fabrika yapmışsa ortada “mevcut ve sabit” bir fabrika vardır. Ama bunun hakikati “haksızlık, insafsızlık, vicdansızlık, adaletsizlik” gibi ademlere dayanmaktadır.

Keza, bir insan küfre girmişse, ortada inkârcı bir adam vardır. Ama o inkârın hakikati ademe, yani imansızlığa dayanmaktadır. Buna göre şahit olduğumuz her bir menfi, bir müspetin terkiyle, ademiyle ortaya çıkar. Ahlaksızlık ahlakın terki, insafsızlık insafın terki, haksızlık hakkın terki ile meydana gelir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...