Block title
Block content

"İktisat ve hıssetin çok farkı var. Tevazu, nasıl ki ahlâk-ı seyyieden olan tezellülden mânen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memdûhadır..." İktisat Risalesi'nde, cimrilik ile iktisat konusunu ele alan kısmı açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İktisat ve hıssetin çok farkı var. Tevazu, nasıl ki ahlâk-ı seyyieden olan tezellülden mânen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memdûhadır. Ve vakar, nasıl ki kötü hasletlerden olan tekebbürden mânen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memdûhadır. Öyle de ahlâk-ı âliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinattaki nizam-ı hikmet-i İlâhiyenin medarlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halitası olan hısset ile hiç münasebeti yok. Yalnız sureten bir benzeyiş var. Bu hakikati teyid eden bir vakıa:"

"Sahabenin Abâdile-i Seb'a-i meşhuresinden olan Abdullah ibni Ömer Hazretleri ki, Halife-i Resulullah olan Faruk-u Âzam Hazret-i Ömer'in (r.a.) en mühim ve büyük mahdumu ve Sahabe âlimlerinin içinde en mümtazlarından olan o zât-ı mübarek çarşı içinde, alışverişte, kırk paralık bir meseleden, iktisat için ve ticaretin medarı olan emniyet ve istikameti muhafaza için şiddetli münakaşa etmiş. Bir Sahabe ona bakmış. Rû-yi zeminin halife-i zîşânı olan Hazret-i Ömer'in mahdumunun kırk para için münakaşasını acip bir hısset tevehhüm ederek, o imamın arkasına düşüp, ahvâlini anlamak ister..."(1)

Cömertlik ile israf, cimrilik ile iktisat, tevazu ile zillet, vakar ile kibir bunlar zahiren aynı gibi dururlar, ama hakikatte sera ile Süreyya gibidirler; aralarında çok büyük farklar vardır. Burada Üstad Hazretleri iktisat ile cimriliğin arasındaki farkı izah ediyor.

 Cimrilik ile iktisat görünüşte biribirine benzeyen iki ahlaktır. Cimrilik kalbi bir hastalık iken, iktisat güzel ve İlahi bir ahlaktır. Cimrilik haram, iktisat ise meşru ve gerekli bir ahlaktır.

 Cimrilik, iman zayıflığından hasıl olan mal sevgisidir. Bu hastalığın çekirdekten ağaca kadar derece ve mertebeleri vardır. Öyle ki, cimriliğin en belirgin derecesi ve sınırı mali ibadetlerdir. Yani kişi mali ibadetlerini yapamayacak kadar cimri ise, bu kişi cimriler sınıfından sayılır. Cimriliğin haram olan kısmı, farz olan mali ibadetleri yapmamaktır.

 Bunun dışında farz olan mali ibadetleri yaptığı halde kalbinde yine cimrilik varsa, bu kişinin cimriliği belki haram olan bir cimrilik değildir. Lakin kalbi bir hastalık olan cimrilik sınıfından sayılır. Bu kalbi cimrilik hastalığının da  tedavi edilmesi gerekir; zira hastalık büyürse en sonunda mali ibadetleri de engeller hale gelir.

İktisat, israf ve lüks harcamaları terk etmek demektir. Yoksa hayır ve hasenattan kısmak demek değildir. Bu manayı İmam Azam Hazretleri şu cümleler ile çok güzel özetlemiştir:

“İsrafta hayır olmadığı gibi hayırda da israf yoktur.”(2)

Hayır ve hasenat mutlak bir kavram olduğu için, kapsamı çok geniştir. İnsanın; annesine, babasına ve  akrabalarına yardım etmesinden tutun da Allah yolunda tasadduk ve iman ve Kur’an hizmetinde harcamasına kadar geniş bir alanı kapsar.

Zekat ve kurban gibi farz olan mali ibadetler zaten bizim zorunlu görevlerimizdir; bunun dışında başka mali ibadetler yaparsak bu ibadetler bizi Allah’a yaklaştırır. Yani "Ben farz olan mali ibadetlerimi yapıyorum, bunun dışında kimseye yardım etmem." demek, imanın ve ahlakın kemali ile bağdaşmaz. Farzları ifa etmek insanı ateşten kurtarır, bunun dışındaki  nafile ibadetler ise insanı Allah’a yaklaştırır.

İnsanın temel ihtiyaçları olan ev ve araba gibi şeyleri almak için mali ibadetlerini ve iyilikleri aksatmadan para tasarruf etmesi cimrilik sayılmaz. Ama öyle bir an gelir ki, insan bu tasarruflarını harcamaktan çekinmemelidir. Bunlar ana baba hakkı, kardeş hakkı, akraba hakkıdır. Hakiki bir zaruretten dolayı yardım etmek lazım gelirse, bu sınıflara yardım edilmelidir. Şayet edilmiyor ise, bu kalbi bir hastalıktır.

Mesela anne ve baba ciddi bir sıkıntı içinde iken, evladın ev veya araba alacağım diye parasını tutması çok çirkin bir durumdur. Allah’ın razı olacağı bir hal değildir.

İnsanın kendi nefis ve hevasını terk edip kısması cimrilik sayılmaz. Ama bu kısmak başka bir hayra vesile olması gerekir. Üstad'ın, “sanki yedim mescidi” örneğindeki gibi, biz nefsimizin hevasından kıstıklarımızı hayırlı bir şeyde kullanabiliyor isek bu güzel bir ahlaktır; yoksa kısmamızın bir anlam ve değeri olmaz.

İkinci paragrafta ise iktisat ve cimriliğin somut bir örneği zikrediliyor. Abdullah ibni Ömer Hazretlerinin Pazar yerindeki sıkı  pazarlığı iktisat iken, evinin önünde fakirlere altın vermesi cömertlik oluyor. 

Dipnotlar: 

(1) bk. Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a.
(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6106 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...