Block title
Block content

"İ’lem ey din âlimi! Ücretim az, ilmime rağbet yok, diye mahzun olma. Çünkü mükâfat-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır. Öyle ise, zâtî olan meziyetini..." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem ey din âlimi! Ücretim az, ilmime rağbet yok, diye mahzun olma. Çünkü mükâfat-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır. Öyle ise, zâtî olan meziyetini mükâfat-ı uhreviyeye sakla, birkaç kuruşluk dünya metâına satma.

İster devletten maaş alınsın, isten özel sektörden ücret alınsın her ikisinde de verilen para, o kişinin yaptığı işe olan ihtiyaçla ölçülür. Yâni, önemli olan o kişinin şahsiyeti değil, yaptığı iş ile devlete yahut müesseseye sağladığı menfaattir.  Adamın mesaisine ne kadar ihtiyaç varsa, ona göre ücret verilir.

Önceleri, din görevlilerinin ücretlerini bulunduğu mahalle veya köy halkı takdir ederlerdi. Bu ifadeler daha çok o döneme bakıyor. Daha sonra bu işi devlet tekeffül etti.

Her iki halde de verilen ücret o din âliminin ilminin karşılığı değildir, ona paha biçilmez. O ücret, söz konusu görevlinin kendisinin ve aile fertlerinin geçimini sağlaması konusunda takdir edilen bir bedeldir, ilminin bedeli değil.

O zâtın ilminin mükâfatı  ahirette verilecektir. O âlim  zât bunu düşünmeli ve bir  peygamber varisi olarak o da o mümtaz zâtlara ittiba ile, “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” demelidir (Şuarâ Sûresi, 145).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1051 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...