Block title
Block content

"İ’lem ey gafletli, sağır ve kör olarak, zulmetler içinde esbaba ibadet eden ahmaklar! Cenâb-ı Hakkın vücub-u vücud ve vahdetine, kâinatın mürekkebatı ve zerratının elli beş vecihle yaptıkları şehadetler..." şeklinde devam eden cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eşyanın icadı, ya nefislerine veya esbaba olan isnadı, hayret ve istiğrabı muciptir. Bu da red ve inkârı icap eder. Bu dahi dalâletleri intaç eder. Bu ise ıztırâbât-ı ruhiye ve teşevvüşat-ı akliyeye sebep olur. Bu da ruhları ve akılları firar ettirmekle Vâcibü'l-Vücuda iltica etmeye mecbur eder. Zira her müşkülât Onun kudretiyle hallolur. Ve açılmaz düğümler Onun iradesiyle açılır. Ve kalbler Onun zikriyle mutmain olur. Bu hakikati şöyle bir muvazeneyle izah edeceğim."(1) 

Kafirlerin ya da maddeci felsefenin iddiasına göre, eşyanın yaratılması ya kendi kendine ya da akılsız ve şuursuz sebeplerle meydana geliyor. Bu iki fikir de etraflı ve sağlıklı düşünüldüğünde, saçma ve akıldışı olduğu sabittir. Hal böyle olunca, aklıselim, bu iki fikre müthiş bir şekilde hayret ediyor, şaşırıyor, kabullenmekte zorlanıyor.

Aklın kabullenmekte zorlandığı ve hayret içinde kaldığı bir fikre inanması mümkün olmadığı için, bu fikirleri ret ve inkar ediyor. Bu inkardan da bir belirsizlik ve işin içinden çıkamama gibi durumlar ortaya çıkıyor ki, her bir dalalet mesleği bu şaşkınlığın bir mahsulüdür. Yani inkarcı, inkarına kendi çapında bir çözüm arıyor ve bir yola gidiyor ki, küfrün bütün varyasyonları bu karmaşıklıklardan doğmuştur. Öyle ki inek, fare ve putlara tapınmak gibi acayip haller, tamamen bu belirsizliğin ve çözümsüzlüğün mecburi dalgalanışlarıdır.  

İpe sapa gelmez böyle yollara sapmanın neticesinde, insan ruhunda müthiş bir ıstırap ve aklında dehşetli bir karmaşa oluşuyor. Bütün duygu ve hissiyatları içten içe bu safsata yollara isyan ve feveran ediyor. Bu isyan ve feveran, insanı arayışa ve hakkı tahkike itiyor ki, bütün bu ıstırap ve karmaşık hallerin çözüm ve reçetesi tevhit ve İslam’dır. Yani küfür yollarının karakterindeki ve içeriğindeki müşküller ve zorluklar, insanı imana, hakkı bulmaya sevkediyor.

İnsan mükerrem bir varlık olduğu için, safsata küfür yolları ile tatmin olmaz ve olamaz. Öyle ise hakkı arayıp ona tabi olmak, insan fıtratına konmuş bir program gibidir...

"Esbaba ibadet eden ahmaklar."

"Esbaba ibadet" denilince sebeplere tesir vermek, onlara minnettar olmak, onları aşırı derecede sevmek anlaşılır. Meyveyi ağacın verdiğini sanmak onu bir nevi rızık verici gibi görmek olur ki bu da ona tapmak gibidir. Hububatı topraktan bilmek, çocuğu annenin yaptığını zannetmek, balıkları denizin icat ettiği vehmine kapılmak da sebeplere bir nevi ibadet etmek demektir.

"Cenâb-ı Hakk'ın vücûb-u vücûd ve vahdetine, kâinatın mürekkebatı ve zerratının elli beş vecihle yaptıkları şehadetler"

Allah'ın varlığına ve birliğine, varlığının vacip olduğuna, kâinattaki bütün atomlar ve onlardan meydana gelen terkipli varlıklar ellibeş farklı şekilde şehadet etmektedirler. Katre Risalesinin başında Lâ ilahe illallah hakikati elli beş vecihle ispat edilmiş. Türkçe tercümede bu elli beş rakamına ulaşılamıyor, Arapçasında bunlar tek tek sayılmış.

"Eşyanın îcâdı, ya nefislerine veya esbaba olan isnadı, hayret ve istiğrabı mûcibdir."

Nefsine isnad: Eşyanın îcâdının nefislerine isnadı, onların kendi kendine olduklarını vehmetmek demektir. Bu isnat hakkında, bu eserin son bölümünde  “hem sanidir, hem masnu” ifadesi geçer. Sâni, yapan; masnû, yapılan demektir. Yâni, bu yanlış telakkiye göre bir şey hem ustadır, hem eser.

Bir cümleyi, bir kâtibin yazdığını kabul ettiğimizde mesele kalmaz. Kendi kendine  yazılmış dediğimizde o cümle hem yazı olacaktır, hem kâtip. Onun katip olabilmesi için de kendisinin kendinden önce var olması, kendini yazmayı istemesi, bu isteğini yerine getirmek için de yazmayı irade etmesi ve kudretini de sarf ederek onu vücûda getirmesi gerekir.

Bir evin de kendi kendine olması için, kendinden önce var olması, kendi planını çizmesi, olmaya karar verip bu kararını icra etmesi lazım gelir.

Esbaba isnad: O yazıyı sebeplerini meselâ kalemin yazdığını ve o evi de  çimentonun, demirin ve diğer malzemelerin yaptığını söyleyebilmek için de yukarıdaki mantık silsilesinin işlemesi gerekir. Kalem yazı yazmaya karar verecek, malzeme ev olmayı dileyecektir ki, daha sonra ilmini, iradesini, kudretini o yönde kullanarak o şeyi meydana getirebilsin.

Her iki anlamsız ve akıl dışı şıkkında kabul edilebilmesi, çok hayret vericidir (hayret ve istiğrabı mûcibdir). “Bu da red ve inkârı îcab eder. Bu dahi dalaletleri intac eder.”

Bu istiğrab, kişiyi redde yâni “bunun böyle olmasının mümkün olmadığını söylemeye” götürür; ona, böyle şey olmaz dedirtir. Elbette ki, olmaz demekle iş bitmiyor. Ortada bir eser var. Onu birini isnat etmek gerekiyor. İşte bu noktada, insan aklı İlâhî fermana uymayıp kendince bir takım izahlar getirmeye  kalkıştığında birçok dalalet fırkaları yahut batıl inançlar ortaya çıkar.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

k.toprak
Risale-i Nur adına bana katkıda bulunanlardan Cenab'ı hak milyarlarca razı olsun hele böyle güzel yorumlarda bulunup anlamama kolay yardımcı olanlardan dahada fazla razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...