Block title
Block content

"İ'lem Eyyühel-Aziz! Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihî mahbubdur..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem Eyyühel-Aziz! Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihî mahbubdur. Allah mûcid, vâcibü'l-vücud olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır. Allah melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya zînetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence odur."(1)

İ'lem Eyyühel-Aziz! Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir.

İnsan, sonsuz aciz sonsuz fakir ve her şeye muhtaç bir fıtratla yaratıldığı için, insana vekalet edecek, insanın ihtiyaçlarına cevap verecek ve insana yetecek zatın sonsuz bir kudret sonsuz bir servet ve her şeyi elinde bulunduran bir idareye sahip olması gerekiyor. Ki bu vasıflara sahip yegane zat Allah’tır. Öyleyse Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir.

Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihî mahbubdur.

Allah mutlak kemal sahibidir, bu yüzden kusur, noksanlık ve çirkinlik Ona yanaşamaz. Yani O her hali ile mutlak bir mükemmelliğe sahiptir. Her yönü ile mükemmel olan bir zat ise, bizzat sevilmeye ve perestiş edilmeye layıktır.

Sevginin ana nedeni cemal ve kemaldir, yani güzel ve mükemmel olan şeyler başka bir sebebe gerek kalmadan bizzat sevilirler. Allah mutlak bir güzelliğe ve mutlak bir mükemmelliğe sahip olduğu için, bizzat sevilmeye ve perestiş edilmeye layık oluyor.  

Kainatta sevilmeye değer ne kadar güzellik ve mükemmellik varsa hepsi Allah’ın sonsuz güzellik ve mükemmelliğinden damlayan küçük bir damladır. Kainattaki bütün güzellik ve mükemmelliklerin kaynağı Allah’ın sonsuz cemal ve kemalidir.   

Allah mûcid, vâcibü'l-vücud olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır.

Allah, kainattaki her şeyin icat edicisi ve yaratanıdır. Her şey varlığını Ondan alır ve Ona muhtaçtır, ama Onun varlığı kendinden olup hiçbir sebep ya da nedene muhtaç değildir. O mutlak varlık sahibi olup Ona iman ve ibadet ile yaklaşanlar varlık kazanırlar, yani Allah’ın rızasını, cenneti ve sonsuz saadeti kazanırlar; küfür ve günahlar ile Ondan uzaklaşanlar ise, yok hükmündedirler, yani İlahi gazap, cehennem ve sonsuz hüsrandan başka bir şey ellerinde kalmaz.

Allah’a yaklaşmak iman ve ibadet ile olur, uzaklaşmak ise küfür, gaflet ve günahlar ile olur. Allah’a iman ve ibadet ile yaklaşan birisi her açıdan kazanır ve manen olgunlaşır vücut nurları kazanması bu anlamdadır. Küfür ve gaflet ile Allah’tan uzaklaşan biri ise her açıdan kaybeder ve manen yok olur.     

Allah melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya zînetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence odur.

Allah sığınılacak, dayanılacak el açılacak tek kapıdır. Kâinattan küsmüş, dünya süslerinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara, iltica edilecek sığınılacak tek varlık Allah’tır.  

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...