"İ’lem Eyyühel-Aziz! Arslan gibi hayvanların diş ve pençelerine bakılırsa, iftiras ve parçalamak için yaratılmış oldukları anlaşılır. Ve kavunun, meselâ, letafetine dikkat edilirse, yemek için yaratılmış olduğu hissedilir..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem Eyyühel-Aziz! Arslan gibi hayvanların diş ve pençelerine bakılırsa, iftiras ve parçalamak için yaratılmış oldukları anlaşılır. Ve kavunun, meselâ, letafetine dikkat edilirse, yemek için yaratılmış olduğu hissedilir."(1)

Bu iki misalden sonra Üstat hazretleri insanın fıtrî vazifesinin ubudiyet olduğunu ders veriyor:

“Kezalik insanın da istidadına bakılırsa, vazife-i fıtriyesinin ubudiyet olduğu anlaşıldığı gibi; ruhanî ulviyetine ve ebediyete olan derece-i iştiyakına da dikkat edilirse, en evvel insan bu âlemden daha latif bir âlemde ruhen yaratılmış da teçhizat almak üzere muvakkaten bu âleme gönderilmiş olduğu anlaşılır.”(2)

Bu konu Yirmi Üçüncü Söz'de geniş olarak ele alınır. O Söz’de harika bir şekilde izah edildiği gibi, hayvan bu dünyaya “istidadına göre mükemmel olarak gelir.” Ömrü boyunca o istidadında en küçük bir sapma görülmez; ilerleme de olmaz gerileme de.

İnsan öyle değil. Onun istidadı dünyaya sığmıyor. Gözü ebediyet yurdunda. Bu fani dünya bütün ihtişamıyla birlikte onun kalbini doyuramıyor. Demek ki, insan başka bir âlem için yaratılmış. Bu dünyaya gelişi de o âlem için cihazlanmak, sermaye edinmek için.

O, başka bir âlemin yolcusu. O âlemden en iyi şekilde istifade etmesi için de burada cihazlanması gerekiyor. En birinci cihaz kalbine imanın yerleşmesi. Sonra o âlemdeki makamını yükseltecek ve genişlendirecek işler yapması. Bunlara salih amel deniliyor. Üçüncü vazifesi ise, kazandıklarını koruyabilmesi, kabirden öteye de taşıyabilmesi; buna da takva deniliyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zerre.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...