Block title
Block content

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Bütün kâinatı ihata eden bir nurdan hiçbir şey gizlenemez. Ve gayr-ı mütenahi bir daire-i kudretten bir şey hariç kalamaz. Ve illâ, gayr-ı mütenahinin tenâhisi lâzım gelir..." i'lemi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın kudreti ya sonsuzdur ya sonludur; aklen ve  mantıken bunun ortası yoktur. Bu önerme akli ve mantıki bir önermedir. Zira sonlu olan bir kudret aynı zamanda sonsuz olamayacağı gibi, sonsuz bir kudret de aynı zamanda sonlu olamaz. Şayet bir kudret bir yerde durup orayı yapamayacağı anlaşılır ise, zaten onun sonsuz kudret olmadığı sabit olur.

Mantıkta iki zıt bir arada olamaz hükmü kati bir hükümdür. Öyle ise Allah ya sonsuzdur ya da sonludur. Sonlu olsa, sonluları icat edemez, zira kendi de sonlu olduğu için yaratmaya kadir değil mahaldir, yani kendi de yaratılmaya muhtaçtır.

Şayet Allah sonlu ise ona zaten İlah diyemeyiz. Zira ilah sonsuzluğu temsil eden zaruri bir hükümdür. En nihayetinde akıl ve mantık sonsuz ve ezeli olan bir varlığı kabul etmek durumundadır. Zira mümkün mümküne illet olamaz. Yani varlık sahasına çıkmamış bir şey, başka bir şeyin varlık sahasına çıkmasına yardımcı ve sebep olamaz. Demek ezelde var ve sabit olan ezeli ve sonsuz bir İlah bulunmak aklen zaruridir.

Malum, aklen ve mantıken zaruri olan bir varlık levazımı ile sabit olur. Yani İlah’ı ilah yapan ilahi ve ezeli sıfatlarıdır. İlahi sıfatların arızi hallere konu olması ise imkansızdır. Öyle ise Allah sonsuz kudret sahibidir ve yaratamayacağı hiçbir şey yoktur. Bu, kainat olsa da olmasa da aklın ve mantığın kabul etmesi gerektiği zaruri bir hüküm ve önermedir.

Yukarda vermiş olduğumuz izahı Üstad Hazretleri özet olarak şöyle izah ediyor:

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Bütün kâinatı ihata eden bir nurdan hiçbir şey gizlenmez. Ve gayr-ı mütenahi bir daire-i kudretten birşey hariç kalamaz. Ve illâ, gayr-ı mütenahinin tenâhisi lâzım gelir."(1) 

Üstad Hazretleri bu özet ifadesinde  sonsuz olan aynı zamanda sonlu olamaz diyerek, mantıki bir delil sunmuş oluyor. İlm-i kelamdaki bütün akli ve mantıki deliller, Allah’ın kudretinin sonsuzluğuna şahittir. Tafsili için o delillerin mahiyetine bakılabilir.    

"Ve keza, fevkalâde bir suhuletle, harika bir sür'atle, mûciz bir itkan ve intizamla cûd-u mutlaktan akan âsârdan anlaşılıyor ki, mikrop gibi en küçük ve daha küçük havaî, mâî, türâbî hayvanlar boş zannedilen âlemin yerlerini doldurmuşlardır."

Allah Zatı ve sıfatları noktasından maddeden soyut ve  maddenin kayıtlarından münezzehtir.  Bu sebepten dolayı yaratma noktasında Allah için bir zorluk, bir engel bir müşkül durum olmaz ve olamaz. O Allah ki, en basit bir maddede en büyük sanatını nakşedebilir. Hiçbir şey ona engel ve mani olamaz.

Allah’ın yaratmasındaki bu sonsuz kolaylığa kainattaki bütün icraat ve fiilleri şahittir. Zira kainat sahnesindeki Allah’ın icraat ve fiillerin çokluğu ve cömertliği ve koca kainatın her yerini  dolduracak şekilde mahlukatları yaratması ve bu mahlukatların da  gayet sanatlı, hatta kainat kadar muazzam ve sanatlı olması, onun için yaratmanın ne kadar kolay ve basit  olduğunu akla gösteriyor.

Allah’ın mahlukatı yaratmasındaki sonsuz kolaylığa en büyük şahit; zıtların cem olmasıdır. Yani süratli olan, sanatlı olmaz, ama Allah sürat ve sanatı cem ediyor. Çok ve mebzul olan, kıymetli ve değerli olamaz, ama Allah çokluk ile kaliteyi ve kıymeti birleştiriyor. Bu sebeple Allah hava unsurunda, su unsurunda, toprak unsurunda, ateş unsurunda sayısız canlılar ve hayvanatı icat etmiş ve kudret ve ilminin harikalıklarını bu eserleri ile ilan ediyor. 

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Şulenin Zeyli

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Şulenin Zeyli | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2686 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...