"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Eşyada görünen nev'î ve ferdî vahdetler, Sâni'deki sırr-ı vahdetten neş'et etmiştir. Çünkü kuvvet dağılmıyor. Bir kısmına çok, bir kısmına az sarf edilmekle kudrette, kuvvetin tecezzi ve inkısamı olmuyor..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Eşyada görünen nev'î ve ferdî vahdetler, Sâni'deki sırr-ı vahdetten neş'et etmiştir. Çünkü, kuvvet dağılmıyor. Bir kısmına çok, bir kısmına az sarfedilmekle kudrette, kuvvetin tecezzi ve inkısamı olmuyor. Eğer vahdet olmasaydı, kudretin yaptığı sarfiyatta tefâvüt olsa idi, masnûatta da tefâvüt ve intizamsızlık olurdu..."(1)

Ferdî vahdet, bir fertteki birçok organın, bir araya gelmesi, bir birlik meydana getirmeleri demektir. İnsanda, yaklaşık, yüz trilyon hücre var; bu kesrettir, çokluktur; bu çokluğun bir araya getirilerek bir tek beden inşa edilmesi ise vahdettir.

Nev’î vahdet ise, bir türü meydana getiren bütün fertlerin aynı isimle anılmalarıdır. İnsan nev’i denildiğinde bütün insanlar anlaşılır. Bir tek insana da insan denilir, bir milyar insana da yüz milyar insana da. Milyarlarca insan bu türün isminde vahdete ermiş gibidirler.

Allah, sonsuz kudretiyle bir organ da yaratır, yüzlerce organdan meydana gelen bir beden de. Her ikisini de aynı kolaylıkla yaratır. Zira O’nun kudretinde tecezzi ve inkısam yoktur. Bir organa az, bütün bedene çok kudret sarf ediyor değildir.

Aynı hakikat, nev’in vahdeti için de geçerlidir. Allah aynı sonsuz kudretiyle bir tek insanı da yaratır, bütün insanları da. Bir insanı yaratırken az, bütün insanları yaratırken çok kudret sarf ediyor değildir. Kudretinde bölünme olmaz, bir insan da bütün insanlar da aynı sonsuz kudretle yaratılırlar.

Fertteki vahdet de nevideki vahdet de “Sâni'deki sırr-ı vahdetten neş'et etmiştir.” Yâni her iki vahdet de Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarının tecezzi etmeden her şeyde tecelli etmesiyle hâsıl oluyor. Bütün İlâhî sıfatlarda olduğu gibi, kudret sıfatında da bölünme olmadığı için, Allah’ın yıldız yaratmaya daha fazla, çiçek yaratmaya daha az kudret sarf etmesi söz konusu değildir.

Ancak, bu kudretin tecellisi mahlûkatın kabiliyetleri nisbetinde oluyor. Her şey Allah’ın sonsuz kudretiyle yaratılıyor, ama o kudret her şeyde o şeyin kabiliyetine göre tecelli ediyor. Üstad Hazretlerinin ifadesiyle, “Herkes bardağına göre denizden su alabilir.”(Mesnevî-i Nuriye)

Üstad Hazretleri bu hakikatin daha iyi anlaşılabilmesi için güneşi misal veriyor. Güneşin ışığı aynaların kabiliyetine göre tecelli ettiği gibi, İlâhî kudret de mahlûkatın mahiyetlerinin elverdiği ölçüde tecelli eder.

İşe İlâhî sıfatların tecellilerinde tecezzi, yâni “bölünme, parçalara ayrılma” söz konusu olmadığı içindir ki, her şey kendi mahiyetine göre en mükemmel şekilde yaratılmıştır. İmam Gazzalî Hazretlerinin “Daire-i imkânda daha ahsen yoktur” hükmü bu hakikatin güzel bir ifadesidir.

“Eğer vahdet olmasa idi, kudretin yaptığı sarfiyatta tefâvüt olsa idi, masnûatta da tefâvüt ve intizamsızlık olurdu.”

“Eğer vahdet olmasa idi,” yâni her şey aynı sonsuz kudretle yaratılmış olmasaydı, birine az, diğerine çok kudret sarf edilmiş olsaydı, “masnûatta da tefâvüt ve intizamsızlık olurdu.”

Üstad Hazretlerinin insan, “şuûn ve sıfât-ı İlâhiyenin bir mikyâsı” ifadesinden hareketle şöyle diyebiliriz: Bir sanatkâr, meselâ, Mimar Sinan, yaptığı her eserini kendi ruhundaki mimarlık kabiliyetinin tümünü kullanarak meydana getirir. Bunun içindir ki onun yaptığı her eser mükemmel olur. Bununla birlikte, her eserine de onun mahiyetine göre bir şekil vermiş, büyüklüğünü ve sair özelliklerini ona göre takdir etmiştir. Eserlerde farklılık vardır, ama mükemmellikte farklılık yoktur, yâni hepsi mükemmeldir.

“Çünkü kuvvet dağılmıyor... Bir kısmına çok, bir kısmına az sarfedilmekle kudrette, kuvvetin tecezzi ve inkısâmı olmuyor.”

Allah’ın bu İlâhî tasarrufu insanların icraatlarına, meselâ, sermaye dağıtmalarına hiç benzemez. Bir ticaret erbabı on ayrı yerde ve on aynı konuda iş yeri açmışsa, her birine o işin gerektirdiği kadar sermaye ayırır. Yâni, mevcut sermayesini kısımlara böler, her iş yeri de sermayesine göre kâr elde eder. Sermaye bölündüğü için, kârlarda da farklılık ortaya çıkar.

İlâhî icraatlarda ise her şey aynı sonsuz sıfatlarla yapıldığı için, durum çok farklıdır ve her şey kendi kabiliyetine göre en mükemmel olarak yaratılır, yâni mükemmel olmalarında fark yoktur.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Hubab.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...