"İ’lem eyyühe’l-aziz! Hayvanattan olsun, nebatattan olsun, tevellüd ile tenasül şümulüne dahil olan her fert, veçh-i arzı istilâ ve tasallut etmek niyetindedir ki, arzı kendisine ve zürriyetine has ve hâlis bir mescid yap..." devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bütün bitki ve hayvan türleri kendi cinslerinin hesabına, Allah’ı daha ziyade tesbih ve zikretmek için, bütün yeryüzünü istila etme kabiliyetinde iken, Allah bu fıtri talep ve duayı diğer türlerin hakkı ve yeryüzünün ekolojik dengesi için sınırlandırıyor ve kayıtlandırıyor.

Evet bir bitki türü, ihtiyacının yüz misli tohum üretiyor ise, bundan bütün yeryüzünü kendi türü hesabına bir mescide çevirmek arzusunda olduğunu fıtri ve hali olarak anlamak mümkündür. Şayet Allah bu türün tohumlarını fiili olarak büyütse idi, dünya adete o bitkinin bir hanesi bir bahçesi şekline dönüşecekti.

Yine hayvan türünde de benzer üreme ve doğumlar mevcuttur. Mesela balıkların milyonlarca yumurta bırakması ve bunlardan çok azının yaşaması buna güzel bir misaldir. Balıklar adeta hal dili ile, "Biz bütün denizleri Allah’ı daha çok zikretmek için zapt etmek istiyoruz." diyorlar. Yani bir cihetle balıklar denizleri kendilerine mahsus bir mescit tayin etme niyetinde ve potansiyelindeler. Allah bu niyet ve potansiyeli fiile dökmeye, denge ve diğer türlerin hakkının gasp edilmemesi için izin vermiyor, lakin onlardan yapmış gibi kabul ediyor.

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Hayvanattan olsun, nebatattan olsun, tevellüdle tenasül şümulüne dahil olan her fert, veçh-i arzı istilâ ve tasallut etmek niyetindedir ki, arzı kendisine ve zürriyetine has ve hâlis bir mescid yapmakla Fâtır-ı Hakîmin esmâ-i hüsnâsını izharla Hâlıkına gayr-ı mütenâhi bir ibadette bulunsun."

"Evet, kuşların, balıkların, karıncaların, yumurtalarında, eşcar ve sebzevatın semeratında ve o semeratın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder. Lâkin âlem-i şehadetin darlığına ve müstakbel ibadetlerin Allamü'l-Guyûbun ilminde mevcut olduğuna binaen, niyetten fiile henüz çıkmayan onların ibadetleri kabul edilmiştir."(1)

Bu dersten iki önceki İ’lemde bu çokluğun önemli bir hikmeti anlatılmıştı. Burada konu bir başka yönüyle ele alınıyor. Hayvanların nutfelerinde ve yumurtalarında, bitkilerin tohum ve çekirdeklerinde görülen çokluğun hikmeti, her türün bütün arzı istila etmek, kendine ve nesline bir mescid yaparak Allah’ın esma ve sıfatlarına ayna olmak, böylece “Hâlıkına gayr-ı mütenahî bir ibâdette bulun”mak şeklinde izah ediliyor.

“Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” hükmü burada da geçerliliğini korumuş ve “niyetten fiile henüz çıkmayan onların ibâdetleri kabul edilmiştir.”

Bu İ’lem’den şöyle bir ders de çıkarabiliriz. İslâm’a hizmet gayesini taşıyan bütün cemaatler, yeryüzündeki bütün insanlara ulaşmak ve onların imanına, hidayetine, ibadet ve istikametine vesile olmayı isterler. İnşaallah, onların hepsinin bu niyetleri Allah katında kabul edilir ve bütün insanlara hak ve hakikati ulaştırmışlar gibi sevap kazanırlar.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...