Block title
Block content

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesâisine terettüp eden hasenatı intaç eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesâisine terettüp eden hasenatı intaç eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır. Çünkü, bir cemaatin cüz'-i ihtiyârisiyle kesbettikleri mahsulatı bir şahsa atfetmek, o şahsın îcad derecesinde harikulâde bir kudrete mâlik olduğuna delâlet eder. Hattâ eski Yunanîlerin ve Vesenîlerin âliheleri, böyle zalimane tasavvurat-ı şeytaniyenin mahsulüdür.

Şirk, Allah’a ortak koşmaktır. Putlara tapanlar, yıldıza, güneşe, zamana, nehre v.s. tapanlar Allah’a açıkça şirk koşmaktır. Şirkin bir de hafisi, yâni gizlisi var. Gizli şirkte Allah’a inanıldığı halde, O’nun  kudretiyle, ilmiyle, ihsanıyla ortaya çıkan bir hayırlı işi sebeplere vermek, onlardan bilmek ve onlara gereğinden çok fazla minnettar olmak söz konusudur. Bir hayrın ortaya çıkması için gerekli bütün sebepleri Allah yarattığı halde, o hayrı tamamen bir kişiye vermek, bütün hayrı ondan bilmek bir nevi şirk oluyor.

Allah’ın rızası yerine insanların beğenmesini, alkışlamasını gözetmek de şirk-i hafi, yâni gizli şirktir.

Gizli şirke düşen kişi,  Allah’ın zâtına değil, sıfatlarına, fiillerine ortak koşmuş oluyor. Meselâ, “Falan adam olmasa aç kalmıştık.” Veya “Filan doktor olmasa annemi kaybetmiştim.” diyen kişi, ilk bakışta  Allah’a şerik koşmuş olmuyor, çünkü sözünü ettiği o kimseye bir uluhiyet izafe etmiş değil,  ama rızık vermeyi veya şifa ihsan etmeyi o kişiye bağlamakla  Allah’ın Rezzâk ve Şâfi isimlerine  şerik koşmuş oluyor.

Üstat hazretleri riyanın da şirk-i hafi olduğunu söyler.

Bütün ibâdetlerimize “niyet ettim Allah rızası için” diye başlıyoruz.  Her işi Allah rızası için yapmak esastır. Bir iş, yahut bir ibâdet, halkın beğenmesi, taktir etmesi, alkışlaması  için yapılıyorsa  bu noktada, bir  şirk-i hafi vardır. Üstat hazretleri bu manayı çok veciz olarak “nası Rabbünnasa şerik yapmak” şeklinde ifade eder.

Üstat hazretleri bu derste, bütün insanların çalışmasıyla ortaya çıkan bir neticeyi bir şahsa isnat etmekte de bir şirk-i hafi olduğunu ifade ederek bunun sebebini şöyle açıklıyor:

Çünkü, bir cemaatin cüz'-i ihtiyârisiyle kesbettikleri mahsulatı bir şahsa atfetmek, o şahsın îcad derecesinde harikulâde bir kudrete mâlik olduğuna delâlet eder.

Bu hakikatten bizim almamız gereken en önemli  ders  şu olsa gerek:

Arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz bir hizmette ve ulaştığımız bir hedefte nefsimiz ön plana  çıkmak ve  başarının tümünü kendine mal etmek isteyebilir. “Zaman cemaat zamanıdır.” hakikatini daima göz önünde bulundurmalı ve böyle bir hataya düşmekten hassasiyetle kaçınmalıyız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...