"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Mü’minler ibâdetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sâir ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; her bir ferd, kendi ibadetinden kazandığı miktardan pek fazla bir sevap cemaatten..." devamıyla izah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Mü’minler ibâdetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sâir ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; her bir ferd, kendi ibadetinden kazandığı miktardan pek fazla bir sevap cemaatten kazanıyor. Ve her bir fert ötekilere duâcı olur, şefaatçi olur, tezkiyeci olur, bilhassa Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâma... Ve keza, her bir fert arkadaşlarının saadetinden zevk alır ve Hallâk-ı kâinata ubûdiyet etmeye ve saadet-i ebediyeye namzed olur.

İşte mü’minler arasında, cemaatler sayesinde husûle gelen şu ulvî, manevî teâvün ve birbirine yardımlaşmak ile hilâfete haml, emanete mazhar olmakla beraber mahlûkat içerisinde mükerrem ünvanını almıştır.

“Pek fazla bir sevap” ifadesi, öncelikle, cemaatle kılınan namazın yirmi yedi kat sevabı olmasına işaret ediyor. Bunun yanında sâir ibadetlerde, dualarda ve İslamî hizmetlerde de benzer bereketler olduğunu da ders veriyor.

İnsan arzın halifesidir. İnsanlar halifenin emrine uydukları gibi, denizinden ormanına, koyunundan arısına varıncaya kadar bütün canlılar da insana hizmet etmektedirler. Ve insan semanın, arzın, dağın yüklenemediği büyük bir yükü yüklenmiştir. Bu yük, Risalelere açıklandığı gibi, insanın kendine ihsan edilen duygularını, sıfatlarını birer ölçü olarak kullanıp bunlarla Allah’ın sonsuz sıfatlarını bilmesi, İlâhî marifette yükselmesidir. Bu konu Otuzuncu Sözde çok geniş ve harika bir şekilde izah edilmiştir. Üstat hazretleri bu derste, müminler arasındaki yardımlaşma ile insanın “hilâfete haml, emanete mazhar” olması arasında yakın bir ilgi bulunduğunu nazara vermektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...