Block title
Block content

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Nebiyy-i Zîşan'ın (A.S.M.) makam-ı Mahmûd'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Nebiyy-i Zîşan'ın (A.S.M.) makam-ı Mahmûd'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet,  tevzi' edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resûl-i Zîşân'a (A.S.M.) okunan salavât-ı şerîfe, o sofraya edilen dâvete icabettir. Ve kezâ salavât-ı şerîfeyi getiren adam Zât-ı Peygamberîyi (A.S.M.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salavat getirmeye müşevviki olsun.

Makam-ı Mahmud için şefaat- i kübra makamı deniliyor.  Peygamber Efendimiz (asm.),  mahşer meydanında Cenâb-ı Hakk’a o güne kadar kimsenin yapamadığı en mükemmel bir şekilde hamd ve senada bulunacak daha sonra kendisine  şefaat-ı kübra yetkisi verilecektir.

Bu şefaat yetkisi derecelerine göre diğer peygamberlere, sahabelere, şehitlere, alimlere de verilecektir.

Salavat getirirken Peygamber Efendimizi (asm.) bir sıfatla yad ediyoruz. Meselâ, bunlardan birisi Nebiyy-i Zîşan, bir diğeri Resul-i  Ekrem...

“Nebiyy-i Zîşan” dediğimizde Onun (asm.) bütün peygamberlerden daha üstün olduğunu, bütün âlemlerin Onun hürmetine yaratıldığını düşündüğümüzde  salavat getirmeye şevkimiz artar.

Keza,  “Resul-ü Ekrem” dediğimizde O’nun en mükerrem,  İlâhî ikramlara en ileri manada mazhar olan peygamber olduğunu ve o Zâtın bizim için de en büyük bir ikram, bir ihsan olduğunu hatırlarız. İmanımızdan, iffetimizden, ahlâkımızdan tut, tâ hangi  işlerin helâl, hangilerinin haram olduğuna  kadar her şeyi  Ondan (asm.)  öğrenmiş bulunuyoruz. Bunu hatırlamak da kalbimizde O’na salavat getirme hususunda bir iştiyak doğurur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1032 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...