Block title
Block content

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Senin şuur ve ilminin sana taallûku, ahval ve levâzımât-ı ihtiyâcâtın nisbetindedir. Çünkü, sebeple müsebbep, kuvvetle amel arasında münasebet lâzım

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Senin şuur ve ilminin sana taallûku, ahval ve levâzımât-ı ihtiyâcâtın nisbetindedir. Çünkü, sebeple müsebbep, kuvvetle amel arasında münasebet lâzımdır; fazla noksan olmamalıdır. Senin sana olan şuur ve ilminin nisbeti, Hâlıkın sana olan nazar ve ilmine nisbetle bir kıl gibidir. Binaenaleyh, pek cüz'î olan ilim ve şuurunla, Şems-i Ezelînin ilim ve nazarına mukabele etmekle, gündüz ortasında, güneşin altında, güneşin ziyasıyla mübarezeye çıkan ateşböceği gibi olma!"(1)

İnsanın şuur ve ilmi; ancak ihtiyaçlarının ulaştığı boyut kadardır. Yani ihtiyaç nereye kadar uzanıyor ise, insanın şuur ve ilmi de oraya kadar uzanıyor. Nasıl insan kuvveti kadar amel işleyebiliyor ise, sebep ile sonuç arasında bir uyum varsa, elbette insanın şuur ve ilmi ile, insanın kapasitesi arasında da böyle bir uyum ve denge vardır.

İnsan bu noktadan, yani ilim ve şuur noktasından, kendisini Allah ile kıyas ederse, insanın ilim ve şuuru Allah’ın ilminin yanında kıl kadar ince ve basit kalır. İnsanın ilim ve şuurunun, Allah’ın sonsuz ilmi ile olan meseli; ateş böceğinin cüzi ateşçiğinin, güneş ışığının yanındaki meseli gibidir. Yani; sonsuz bir ilim yanında kıl kadar bir şuurun ne önemi olabilir. Bu yüzden insan haddini bilmesi gerekir.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zeylü'l-Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3235 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...