Block title
Block content

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Umumî olan bir in'âm ile inâyet-i şahsiye arasında münâfat yok. Meselâ, bir ziyafete yapılan umumî bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur..." Bu İ'lem'i açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Umumî olan bir in'âm ile inâyet-i şahsiye arasında münâfat yok. Meselâ, bir ziyafete yapılan umumî bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur. Yani, bu ziyafet umumî olduğundan davet umumiyette kalır; şahıslar nazara alınmıyor, denilemez. Binaenaleyh, Allah'ın nimetleri vakıf malı veya nehir suyu gibi umumî olup, in'âmında şahıslar kast edilmemiş değildir. Ancak o umumiyette hususiyet de maksuddur. Binaenaleyh, eşhas o umumî in'âmda kast edilmediklerinden, o nimetlere karşı şükretmeye mükellef olmadıklarına zehab etmek hatâdır."(1)

Bir nimetin "genel" olması, aynı zamanda "kişiye özel" olmasına zıt değildir.

Mesela, güneş genel bir nimettir ve bu nimetten bütün canlılar istifade eder. Her canlının güneşten istifade etmesi, benim güneşten özel istifade etmeme ve güneşin bana özel olmasına zıt değildir.

Öyle ise "Allah güneşi benim için oraya asmış, benim istifade etmem için yaratmıştır" dememde ve buna hadsiz bir niyet ile şükretmemde bir beis yoktur ve buna kimse mübalağa diyemez. Yani güneşin bir başka insana özel olması, bana özel olmasına ters değildir. Güneş her canlıya özel bir nimet şeklinde düşünülebilir. Bu ölçüyü diğer umumi nimetler için de tatbik edebiliriz. 

İnsanlar, böyle büyük ve umumi nimetlerden, kişiye özel ve özgü nimetlerden daha çok istifade etmesine rağmen, bu gibi nimetlerin genelliğine aldanarak özel bir nimet hissi ile şükretmiyorlar ve edemiyorlar. İşte Üstad Hazretleri bu İ’lem ile  bu sakat bakış açısını tadil ediyor.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Zerre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...