Block title
Block content

"İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mes'ele hakkında ispat edenin sözü nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü, ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kavâid-i usuliye’nin günümüz bilim dünyasında karşılığı “metodoloji”dir. Usul ilminin de  şubeleri vardır. Meselâ, “usul-ü fıkıh”,  fıkıh ilminde doğru karar vermek için takip edilmesi gereken metodu ortaya koyar. Keza, “ulus-ü hadis” de  hadis-i şeriflerin doğru değerlendirilmesinin yolunu çizer.

“Bir mes'ele hakkında” doğru karar vermek için takip edilmesi gereken bazı kaideler vardır. Bunlardan birisi de, “İspat edenin sözü nefyedenin sözüne müreccahtır.” hükmüdür.

İspat denilince mevcut bir şeyin, yahut kesin bir hükmün başkalarına da kabul ettirilmesi anlaşılır. Bu ise delil getirme yoluyla olur. İman ve İslâm hakkındaki meselelerde deliler ikiye ayrılır: Aklî ve naklî deliller. Meselâ, ahiretin geleceğinin ayet ve  hadislerle haber verilmesi naklî bir delildir. Bu deliller aklî delillerle de desteklenmektedir. Nitekim, Haşir Risalesine ilham kaynağı olan  ayet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”  Rûm Sûresi, 50

Âhiretin varlığını ispat edenler; bütün peygamberler ve onların yolunda giden   bütün alimlerdir. Bu kâmil zevatın hepsi aynı davayı tasdik ettiklerinden birbirlerine kuvvet verirler. Üstat hazretleri bir tek ağaçta yaprakları, çiçekleri ve meyveleri cihetiyle haşre üç ayrı delil olduğunu kaydeder. Kışın kuruyan her ağaç baharda yeniden dirildiğinde haşrin böyle üç çeşit delilini yaprakları, çiçekleri, meyveleri sayısında haykırır. Âhireti inkar eden kimseler, bu iddialarına hiçbir delil getiremediği gibi, birbirlerine yardımcı da olamazlar. Üstadımızın beyan ettiği gibi bunlar, inkârlarına farklı sebepler gösterirler. Bu inkâr yolunda kimi ateizmden, kim evrimcilikten, kimi materyalizmden, kimi tabiatperestlikten, kimi istib’addan (aklına sığıştıramamaktan)   hareket eder.

“Hattâ bin adam bir şeyi nefyederse, bir adam gibidir.”

Meselâ, falan zâtın İstanbul’a geldiğini gören kişiler birbirlerinin davalarına destek olmuş olurlar. Gelmediğini iddia edenler binler kişi de olsalar bir tek adam gibidirler. Çünkü görmemekte ittifak bir kuvvet sağlamaz. Tıpkı bilmemekte birleşenlerin, bir ilim sahibi olmamaları gibi. Bilmeyen bin kişi bir kişi gibidir. Bilenler ise birbirleri kuvvet verirler.

Çünkü ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. … Çünkü hepsi bir şeye bakıyorlar.

Yüz yirmi dört bin peygamber aynı hakikatleri insanlık âlemine ders vermişler.  Bu Hak elçileri kendi kanaatlerini değil, Allah’ın hükümlerini, emir ve yasaklarını tebliğ etmişler. İnkâr edenlerin ise her biri kendi nefsinin, vehminin ve  yetersiz aklının esiri olmuşlardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 893 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...