Block title
Block content

"İlim ve tahakkukla hakikî vücudu lâzım değildir." cümlesinde, enenin vücudunun aynen insandaki meyil veya cüzi ihtiyari gibi ilmen ispat edilemeyeceği nazara veriliyor, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ene" dediğimiz şey, özü itibarı ile izafi, görece ve rölatif  bir değerdir. İzafiyetin en büyük özelliği, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olmasıdır. Mesela, bir binanın sağı solu, önü arkası, altı üstü gibi değerleri binanın maddi varlığına kıyasla anlaşılan rölatif değerlerdir.

İnsandaki ene ve iradenin özünü oluşturan meyalan ya da meyalandaki tasarruf da aynı şekilde insan binasına kıyasla anlaşılan rölatif/izafi değerlerdir. Bu gibi izafi değerlerin varlığını inkar edemeyiz ama kibre konu olacak kadar da varlık veremeyiz.

Bu gibi izafi değerlerin ilmen ispat edilememesi mahiyet açısındandır, yoksa varlık/değer açısından ispat edilebilirler.

Cenab-ı Hakk'ın isim ve sıfatları mutlak ve ezeli olmasından dolayı, tam manası ile idrak ve ihata edilmesi imkânsızdır. Bu yüzden Allah insana bir takım nisbi ve farazi hisler takmıştır. Bu hislerin veriliş gayesi, Allah’ın, mutlak ve mücerred olan isim ve sıfatlarının bir derece anlaşılması ve kıyaslanarak bilinmesi içindir. Yoksa bu nisbi ve cüz’i olan duygular, sahiplenilip, Yaratıcıya karşı meydan okuma aracı haline getirmek için verilmemiştir. İnsana verilen bu nispi ve farazi hislere ene denir.

İnsana verilen cüzi ilim, irade, kudret, mülk gibi şeyleri, enaniyet farazi olarak sahiplenir. Bu sahiplenme sayesinde ilim, irade, kudret, mülk gibi şeylerin farkına varır ve mahiyetini hisseder. Hiç ilmi ve mülkü olmayan birisi, ilim ve mülk sahibi olmanın ne demek olduğunu idrak edemez. Bu yüzden Allah insana ene denilen bir sahiplenme duygusu vererek ilim, irade, kudret, mülk gibi şeylerin mahiyetini kavrattırıyor; onların bir pırıltısını farazi olarak insanın uhdesine koyarak, insanın alemine bir pencere açıyor.

Mesela, insan sahip olduğu cüzi ilim ile der "Ben şu kadar ilmim ile şu kadar şeyi bilebiliyorum, Allah ise külli ilmi ile her şeyi bilir. Ben cüzi kudretim ile şu evi yaptım, Allah sonsuz kudreti ile kâinatı inşa ediyor. Ben şu kadar mülkün sahibiyim, Allah ise her şeyin ve her mülkün sahibidir. Ben ailemin ve hanemin müdebbiriyim, Allah ise bütün mahlukatın müdebbiridir," vs... Daha buna benzer çok enaniyete ait hissiyat ile insan, Allah’ın sonsuz isim ve sıfatlarını rasat eder. Enenin Allah’ın isimlerine ayna olması da bu yönledir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

merkezsener
Ene Aynadaki güneşin yansıması gibidir. Aynadaki güneş, güneş değildir nükleer patlamalar yok. Ama ısı, ışık, rengiyle güneşin haysiyetlerini taşıyor. Güneşi kaldırınca aynada güneş diye bişey kalmaz. Hakiki bir vucudu yoktur. Yani zati değildir. İşte ayna üzerindeki güneşi kendinden bilse kendine güvense hainane vaziyet almış olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...