Block title
Block content

İmam Rabbani, Mektubat isimli eserinde Eflatun için kurtulamadığına dair ifadeler kullanıyor ve Hz. İsa ile aynı zamanda yaşayıp iman etmediğini ifade ediyor. Bunu nasıl değerlendirmeliyiz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmam Rabbani Hazretlerinin Eflatun hakkındaki ifadeleri şöyledir:

"Ahmak Eflâtun, nefsinin safâsına güvendi. Hayâline gelen görüntülere uydu. Bunları değerli bir şey sanarak, kendini beğendi. Hazret-i Îsâ (a.s.) Eflâtun zemânında peygamber olmuşdu. Rûhullah olan O yüce Peygambere inanmadı. 'Biz gericilikden kurtulmuş kimseleriz. Bizi doğru yola götürecek öndere ihtiyâcımız yokdur.' dedi."

"Eğer kalbini karartan safâsı olmasaydı, hayâlindeki sûretlere aldanmaz, seâdete kavuşmakdan geri kalmazdı. Maksada ulaşmasına engel olmazlardı. Bu karanlık safâyı görerek, kendini nûrlu sandı. Bu safânın, nefs-i emmârenin ince kabuğundan içeri giremediğini, nefsinin eskisi gibi kirli, pis olduğunu anlıyamadı. Nefsinin ancak, şeker kaplanmış necâsete döndüğünü göremedi."

"Kalb böyle değildir. O, yaradılışda temizdir. Nûr ile doludur. Yalnız, karanlık nefse yakın olduğu için, üzeri kararmış, kirlenmişdir. Az bir tasfiye, temizlemek ile, üzerindeki pas giderek, eski hâline döner. Nûr ile dolar. Nefs ise, yaradılışda karanlıkdır, pisdir. Kalbin emri, idâresi altına girmedikce, dahâ doğrusu sünnete uymadıkca, İslâmiyyete sarılmadıkca, hattâ ve hattâ, ancak Allah Teâlâ'nın ihsânına kavuşmadıkca, tezkiye bulamaz, içerden temizlenemez. Yaradılışındaki pislikden kurtulamaz. Seâdete, iyiliğe eremez. Eflâtun, hiç aklı ermediği için, nefsinin safâsını, Îsâ (a.s.)'a inanan kalbin safâsı gibi sandı. O îmânlı kalbin sâhibi gibi, kendini de, nûrlu ve temiz gördü. Bunun için de, O yüce Peygambere (a.s.) uymak nimeti ile şereflenemedi. Sonsuz felâkete sürüklendi."(1)

Evvela, bu husus kati olarak ayet ve hadislerde ifade edilmediği için, alimlerin bütün görüşleri bir yorumdan ve bir içtihattan ibarettir. İçtihadi bir meselede iki makbul alimin farklı görüşler serdetmesi gayet normaldir. Bu sebeple İmam Rabbani Hazretleri ile Üstad Hazretlerinin farklı görüşlerine bir içtihat farklılığı olarak bakmak gerekiyor.

 İkincisi, malum olduğu üzere içtihat eden müçtehitlerden isabet eden iki, edemeyen bir sevap alır. Artık işin özünde hangi alim isabet etti ise iki sevabı o alır, edemeyen de bir sevap ile yetinir. Meseleye böyle bakıp iki makbul alimi karşı karşıya getirmemek daha uygun olur.

Üçüncüsü,  bu iki farklı içtihattan hangisi bize uygun ise onu kabul edebiliriz. İlle de birisini birisine kati tercih etmek gerekmiyor. Biz, necat azaptan daha ehven olduğu için necatı ifade eden Üstad Hazretlerinin görüşünü esas alıyoruz.

(1) bk. İmamı Rabbani, Mektubat, 313. Mektûb.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...