Block title
Block content

"İmânın beş rüknünü tazammun ettiği gibi..." Burada neden “imanın beş rüknü” deniliyor, altı değil mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve keza,  فَاعْلَمْ اَنَّهُ لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ hakikati  مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ ’ı istilzam ediyor. مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ da, imânın beş rüknünü tazammun ettiği gibi, sıfât-ı rububiyete de mazhar ve mir’attır. Bu sırra binaendir ki; مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ imânın mizan ve terazisinde  لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ ile karîn ve muvazi olmuştur. Nübüvvet, sıfât-ı rububiyete  nâzır ve mazhar olduğundan, umumî bir câmiiyete mâliktir."(1)

Hazreti Muhammed (asm)’e iman; öyle bir iman rüknüdür ki, imanın diğer beş rüknünün kati bir vesikası ve burhanı değerindedir.

Evet, imanın beş şartını insanlık, imanın altı şartından bir şartı olan Nebiyy-i Kerim'den ders alıp talim ediyor. Yani buradaki "beş" ifadesi; Hazreti Peygamber Efendimiz (asm) ile altıya tamamlanıyor. Diğer peygamberlere de zımnen işaret ediliyor. Yoksa -haşa- imanın altı şartından bir şartı inkar ediliyor ya da eksik ifade ediliyor değildir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...