Block title
Block content

İmkân-ı zatî ile imkân-ı zihnî ne demektir? "İmkân-ı zatî yakin-i ilmiye münafi değil ve zaruret-i zihniyeye zıddiyeti yoktur." kaidesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın varlığı vacibdir; O, Vacibü’l-Vücuddur. Varlığı zatındandır, ezelî ve ebedîdir, olmaması muhaldir. Mahlukat ise hâdis ve fanidirler, yani sonradan olmuşlardır; zamanı geldiğinde ölümü tadacaklardır. Varlıkları kendi zatlarından değildir, Allah’ın yaratmasıyla var olmuşlardır. O yaratmasaydı yoklukta kalırlardı. Yine O’nun dilemesiyle de varlıklarına son verilebilir. İmkân bir şeyin varlığının mümkin grubunda olması demektir. Her mahluk mümkindir.

Bu sorunun cevabı metinde geçen deniz misaliyle çok açık şekilde verilmiştir. Biz o harika misali esas alarak bazı şeyler söyleyebiliriz. Örnek olarak melekleri ele alalım. Melekler de mahlukturlar ve varlıkları mümkindir. Biz meleklerin varlığına iman ediyoruz. Şu küçük bedenimizin sadece bir et ve kemik yığını olmayıp, akıl, hafıza sevgi, korku, şefkat, merhamet gibi binlerce latife ve hissiyatla kaynaştığını görmekle, şu muhteşem alemin de boş olmayıp meleklerle dolu olduğuna inanıyoruz.

Meleklerin olmaları gibi olmamaları da mümkün olduğuna göre, şeytan insanın kalbine “Belki melekler yoktur, mümkündür ki şu alemde hiç melek olmasın.” şeklinde bir vesvese verebilir. Ancak, meleklerin olmadıklarına dair bir delil bulunmadığına göre, bu imkân-ı zatî  yani  meleklerin olmamalarının mümkün olması, bizim meleklere imanımıza bir zarar vermez.

Az önce konuştuğumuz bir dostumuzun hayatta olduğunu yakinen biliriz. Fakat mümkündür ki o zat, telefon görüşmemizin hemen sonrasında ölmüş olsun. Onun ölmesi zatında mümkündür ama biz onun hayatta olduğuna olan inancımızı bu imkan-ı zati ile bozmayız; zira onun öldüğüne dair ortada bir delil yoktur. Öyle olsaydı, her an bütün dostlarımızın ölmelerinin mümkün olduğunu düşünüp, hayatlarından bir haber almak üzere telefon başından ayrılmamamız gerekirdi. Böyle yapmıyoruz. Onların ölümleri bir delile dayanmadığı için sadece bu imkân-ı zati bizim bilgimize zarar vermiyor. Biz onları hayatta biliyoruz.

Ahirete iman için de benzer şeyler söylenebilir. Ahiret de “mümkin” grubuna dahildir, onun da olup olmaması müsavidir. Ancak, biz hem bütün semavi kitapların ve Hak elçilerinin haber vermeleriyle, hem de çevremizde sürekli şahit olduğumuz haşir ve neşirlerle bu iman rüknüne tam iman ederiz ve onda hiçbir şüphemiz yoktur. Ahiretin yokluğuna dair bir delil de olmadığına ve olamayacağına göre, bu  imkân-ı zati bizim imanımıza şüphe getirmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Makam, Beşinci Vecih | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 2526 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...