Block title
Block content

"İnsan, fiil ve amel cihetinde ve sa'y-i maddî itibarıyla zayıf bir hayvandır, âciz bir mahlûktur. Onun o cihetteki daire-i tasarrufâtı ve mâlikiyeti o kadar dardır ki, elini uzatsa ona yetişebilir..." ifadelerini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan, fiil ve amel cihetinde ve sa'y-i maddî itibarıyla zayıf bir hayvandır, âciz bir mahlûktur. Onun o cihetteki daire-i tasarrufâtı ve mâlikiyeti o kadar dardır ki, elini uzatsa ona yetişebilir. Hattâ, insanın eline dizginini veren hayvânât-ı ehliye, insanın zaaf ve acz ve tembelliğinden birer hisse almışlardır ki, yabanî emsallerine kıyas edildikleri vakit, azîm fark görünür (ehlî keçi ve öküz, yabanî keçi ve öküz gibi)."(1)

İnsan, fiil ve amel cihetinde ve sa'y-i maddî itibarıyla zayıf bir hayvandır, âciz bir mahlûktur. Fakat o insan, infial ve kabul ve dua ve sual cihetinde, şu dünya hanında aziz bir yolcudur.

İnsan bir fiili ve ameli gerçekleştirme noktasında zayıf ve aciz bir varlıktır, elinden hiçbir şey gelmez. Tek sermayesi cüzi iradesidir; bu irade de yaratma ve fiilleri gerçekleştirme husussunda mutlak acizlik içindedir. Bu yönde tasarrufu çok az ve dardır.

İnsanın böyle bir mahiyette yaratılmasının hikmeti, Allah’ın isim ve sıfatlarına mazhar ve makes olabilmesi içindir. İnsan nihayetsiz acizlik hissi ile aciz olmayan sonsuz kudret sahibi bir Zatı tanır ve bilir; nihayetsiz şeylere muhtaç olması ile her şeyde muhtaç olmayan sonsuz zenginlik sahibi zata intikal eder.

Hayır, fiil, amel gibi şeyler çok şart ve sebeplerin bir araya gelmesi ile oluşan ve vücut bulabilmesi için kudret ve ilim gibi sıfatlara muhtaç olan bir hadisedir. İnsan bu şartları ve sebepleri hazırlayacak kudret ve ilme sahip olmadığı için, hayırda eli kısadır. İnsanın elinden sadece dua, iman, şuur ve niyet gelir. İnsan diğer vücudi şarları tahakkuk ettirecek bir mahiyete sahip olmadığı için hayra icat noktasında sahip olmakta  aciz ve zayıftır.

İnsanın, bir hayra sahip olabilmesi ancak, o hayrın varlık sahasına çıkması için, gerekli bütün sebep ve gerekçeleri hazırlaması ve onu varlık sahasına çıkaracak sonsuz kudret, ilim ve iradeye sahip olması ile mümkündür. İnsan, bu haysiyetlere sahip olmadığına ve olamayacağına göre, yaratma noktasından, hayra ve amele sahip olması imkansızdır. Ama dua ve talep ile o hayrın sevabını alabilir.

Mesela, namaz kılmak bir iş, bir eylem, bir hayırdır. Namaz kılmak için bütün aza ve cihazların yerinde olması lazımdır. Secde ve rüku için, hareket yapmak, vücudu çalıştırmak gereklidir. Bugün, bir kolun kalkıp inmesi için vücutta binlerce kasların ve hücrelerin çalışması gerektiğini, tıp ilmi beyan ediyor. Bir namazın vücut bulması, binlerce şartın vücuduna bakıyor. Onların bir araya getirilmesi ile mümkün. İnsan namazın bu fiil ve amellerden hiçbirisini yapamıyor. Öyle ise insan fiil ve amel noktasından aciz bir mahluktur.

Ama insan, fiile konu ve mahal olmak, dua ve istemek noktasında ise kainatı kuşatacak kadar geniş ve kapsamlı yaratılmıştır. İnsandaki nihayetsiz acizlik ve zayıflık damarı, insanı nihayetsiz kudret ve zenginliğe bağlar. Ve o ihtiyaç ve istemek duygusu ile o ihtiyaç ve istemesine mukabele edecek Zata intikal eder.

İşte insan Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerine ayna ve mahal olmak noktasında kainat kadar geniş, mahlukatın umumu kadar donanımlıdır. İnsan ekmeğe muhtaç olduğu gibi ekmeğin oluşmasında çalışan güneşe ve yıldızlara da muhtaçtır. Yani insan bütün kainata muhtaç ve bağımlı olarak yaratılmıştır. Bunun sebebi ise insan her şeyde Allah’ın varlığını ve birliğini hissedip o muhtaçlık vasıtası ile Allah’ı bulsun.

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Üçüncü Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4567 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...