Block title
Block content

"İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor."

Allah insanı kendi isim ve sıfatlarını tanıma, tefekkür etme ve kabul etme üzerine programlamıştır. Yani insana verilen sayısız duygu ve cihazların verilme nedeni marifetullahtır (Allah’ı tanımak).

"Mükerrem" kelimesi, Allah’ın insanı çok zengin bir donanımda yaratmasına işaret ediyor. Dolayısı ile insan anlayış, duygu, tefekkür ve araştırma açısından çok zengin ve keskin bir karaktere sahiptir.

"Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar."

Ayrıca Allah insanı manen terakki ve tekemmül ettirmek için insana nefis, şeytan, vehim gibi menfi şeyleri de musallat ediyor. Haliyle insan tekdüze, yeknesak ve monoton bir hayat süremez. Sürekli bir çarpışma ve farklı yolları kıyaslama ile mükellef oluyor. Bu durumda önüne batıl bir düşüncenin çıkması gayet normal ve tabi bir durumdur. Şayet bu esnada gaflet ve dikkatsizlik galip ise, batılı hak zannedip akıl koynunda saklayabilir.

Öyle ki zengin bir donanıma sahip olan insan bazen buzağı, fare, güneş gibi varlıklara tapabiliyor.

"Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor."

İnsan hak ve hakikati araştırıp bulmak isterken ya da fıtratı bu minval üzere dizayn edilmişken, hayatın formatı gereği (hak-batıl, iyi-kötü, hayır-şer iman-küfür varyasyonu gereği) istem dışı bir şekilde batıl ile de karşılaşabilir. Burada insan dikkat ve teemmül ile mükelleftir. Her düşünce ve fikri iyice analiz ve tahkik etmeden akıl ve kalp arşivine kaydetmemelidir.

Kişiyi inkârcılığa sürükleyen inhirafın pek çok sebepleri vardır. Mühimlerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

- Maddi meselelerle devamlı meşguliyet, insanı maneviyattan uzaklaştırır. İman hakikatlerine karşı insanı anlayışsız hâle getirir.

- Allah Teala'yı, yarattığı varlıklara (mahlukata) kıyas etmek de mühim bir yanılma ve inkâr sebebidir. Allah kainatın yaratıcısıdır. Her şey O'nun mahlukudur. Usta, eserine benzemeyeceği gibi kainatın yaratıcısı da kainata benzemeyecektir.

- İmani meselelerin yüceliği sebebiyle, aklın, onların mahiyetini tamamen kavrayamayacağını düşünmemek... Bir şeyin varlığını bilmek başka, mahiyetini bilmek başkadır. Kainatta varlığını bildiğimiz halde, mahiyetlerini bilemediğimiz o kadar çok şey var ki...

- Mahiyetini kavrayamayışımız, o şeylerin varlığını inkâr etmeyi nasıl gerektirmiyorsa, Allah Teala'nın, meleklerin, cennet ve cehennemin mahiyetlerini bilmememiz de onları inkâr etmeyi gerektirmez.

- Kafirlerin sayıca çokluğu, onların bazı imani meselelerin inkârında birleşmeleri de insanı dalalete atan sebeplerden biridir. Halbuki, kıymet ve ehemmiyet, sayı çokluğunda değildir. Nitekim, hayvanlar, sayıca büyük bir çoğunluğa sahipken, insan bütün hayvan türleri üstünde hakim olmuştur.

- Maneviyatta ihtisas sahibi kimselere müracaat etmemek... Bir ilmin münakaşa konusu olmuş bir meselesinde, o ilmi bilmeyen kimselerin, başka bir ilimde ne kadar büyük ve kudretli de olsalar, sözleri geçerli değildir. 

Mesela, büyük bir mühendisin, bir hastalığını teşhis ve tedavisinde bir tıp öğrencisi kadar sözü geçmez. Aynı şey manevi meselelerde de geçerlidir. Madde ile çok meşgul olduğundan maneviyattan uzaklaşmış, aklı gözüne inmiş, manevi meseleleri idraki daralmış kimselerin manevi meselelerdeki inkârları geçerli olamaz. Başta Peygamberimiz (asm) olarak umum 124.000 peygamber ve asırlarca yetişmiş büyük alimler imani meselelerde ihtisas sahibidirler. O meselelerde onların sözleri dinlenir.

- İşlenen her bir günah, insanın kalp ve ruhunda yaralar açar, iman nurunu karartmaya başlar, insan günahta ısrar ettikçe kalbi, siyahlaşıp katılaşarak iman nurunu bütünüyle kaybedecek dereceye gelir. Bu bakımdan her günah içinde küfre gidecek bir yol vardır.

İşlenen günahların lekeleri tövbe ile hemen silinmezse, kalbi tamamen kaplayıp insanı küfre kadar götürebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hakikat çekirdekleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 485 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

omrc07
"ihtiyarsız, dalâlet başına düşer" ne demektir?İnsan cüzi iradesi dışında dalalet yoluna mı sapar ? İhtiyar yoksa mesuliyette mi yoktur?Hususan ihtiyarsız tabiri ne manadadır?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İhtiyarsız dalalet başına düşerden maksat dalaletle istemsiz karşılaşır onunla muhatap olmak zorunda kalır demektir. Yoksa zoraki inkarcı olur demek değildir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...