"İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor."

Mükerrem kelimesi insanın idrak ve tefekkür cihetiyle nihayetsiz bir istidatta yaratıldığına işaret ediyor. Allah insanı, kendi isim ve sıfatlarını tanıyacak, tefekkür edecek, hakkı bulacak bir fıtratta yaratmış, ona göre sayısız duygu ve cihazlar ile teçhiz etmiştir. İnsan fıtratının mükerrem olması da bu mânaya bakıyor.

İnsan, fıtratının icabı olarak hakkı ve doğruyu ararken, bazen batıl önüne çıkıyor. Zira bu dünyada, imtihanın muktezası olarak hayır ile şer, hak ile batıl, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin beraber hatta bazen yan yana ve iç içe bulunabiliyor. İnsan da dikkatini hakka teksif ettiği için, batıl dikkatten kaçıp onun fikir ve gönül âlemine sızabiliyor. Fikir ve gönül âlemine giren şeyleri hak zannedip sıkı sıkıya sarılıyor. Şayet fikir dikkati, tarafsız bir nazarla baksa onun hak değil, batıl olduğunu görecek.

"Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar."

Cenab-ı Hak insanı manen ve maddeten terakki ve tekemmül ettirmek için ona; nefis, şeytan, vehim gibi menfi şeyleri de musallat ediyor. Haliyle insan yeknesak bir hayat süremez. Sürekli araştıran, tefekkür eden ve hakkı arayan insanın önüne batıl bir düşüncenin çıkması gayet normal bir durumdur. Şayet bu esnada gaflet ve dikkatsizlik galip ise, batılı hak zannedip akıl koynunda saklayabilir. Öyle ki çok zengin istidada sahip olan insan kendi gibi mahlûk olan ineğe ve güneşe tapabiliyor.

"Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor."

İnsan hak ve hakikati araştırıp bulmak isterken, batıl ile de karşılaşabilir. Burada insan dikkat ve teemmül ile mükelleftir. Her düşünce ve fikri iyice tetkik ve tahkik etmeden akıl ve kalb arşivine kaydetmemelidir.

Kişiyi inkârcılığa sürükleyen inhirafın pek çok sebepleri vardır. Mühimlerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

- Devamlı maddiyat ile meşguliyet, insanı maneviyattan uzaklaştırır. İman hakikatlerine karşı insanı lakayd hâle getirir.

- Cenab-ı Hakk’ı yarattığı mahlûkata kıyas etmek de büyük bir hata ve inkâr sebebidir. Allah kâinatın yaratıcısıdır. Her şey O'nun mahlûkudur. Usta, eserine benzemeyeceği gibi, kâinatın yaratıcısı da kâinata benzemeyecektir.

- İmanî meselelerin ulviyeti sebebiyle, aklın, onların mahiyetini tamamen kavrayamayacağını düşünmemek... Bir şeyin varlığını bilmek başka, mahiyetini bilmek başkadır. Kâinatta varlığını bildiğimiz halde, mahiyetlerini bilemediğimiz o kadar çok şey var ki...

- Bir şeyin mahiyetini bilmememiz, o şeylerin varlığını inkâr etmeyi nasıl gerektirmiyorsa, Allah u Teâla’nın, meleklerin, cennet ve cehennemin mahiyetlerini bilmememiz de onları inkâr etmeyi gerektirmez.

- Kâfirlerin sayıca çokluğu, onların bazı imanî meselelerin inkârında birleşmeleri de insanı dalalete atan sebeplerden biridir. Hâlbuki kıymet ve ehemmiyet, sayı çokluğunda değildir. Nitekim hayvanlar, sayıca büyük bir çoğunluğa sahipken, insan bütün hayvan nevileri üstünde hâkim olmuştur.

- Maneviyatta ihtisas sahibi kimselere müracaat etmemek... Bir ilmin münakaşa konusu olmuş bir meselesinde, o ilmi bilmeyen kimselerin, başka bir ilimde ne kadar büyük ve kudretli de olsalar, sözleri geçerli değildir. Mesela, büyük bir mühendisin, bir hastalığın teşhis ve tedavisinde bir tıp öğrencisi kadar sözü geçmez. Aynı şey manevî meselelerde de geçerlidir. Madde ile çok meşgul olduğundan maneviyattan uzaklaşmış, aklı gözüne inmiş, ulvî hakikatleri idrak edemeyen kimselerin inkârları geçerli olamaz. Başta Peygamberimiz (asm) olarak umum 124.000 peygamber ve asırlarca yetişmiş büyük âlimler imanî meselelerde ihtisas sahibidirler. O meselelerde söz sahibi onlardır.

- İşlenen her bir günah, insanın kalb ve ruhunda yaralar açar, iman nurunu karartmaya başlar, insan günahta ısrar ettikçe, kalbi siyahlaşıp katılaşarak iman nurunu bütünüyle kaybedecek dereceye gelir. Bu bakımdan her günah içinde küfre gidecek bir yol vardır.

İşlenen günahların lekeleri tövbe ile hemen silinmezse, kalbi tamamen kaplayıp insanı küfre kadar götürebilir.

İkinci olarak, kâfirlerin inkâr sebepleri muhteliftir. Kimi inadından, kimi hasedinden, kimi ibadet mükellefiyetinden kaçmak için inkâr ediyor. Kimi de Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden delilleri okuyamadığı için inkâr ediyor. Kimi de örf ve âdetlerine körü körüne bağlı olduğu için inkâr ediyor. Bunları çoğaltmak mümkündür. Lakin bunların hiç birisi bir noktaya bakıp, bir hakikati gördükleri için inkâr ediyor değildirler. Tam aksine, farklı sebeplerden dolayı inkâr ediyorlar.

Ama iman ehli ise, bir noktaya, bir hakikate bakıp, orada gördüğü şeye iman ediyor. Yani kâfirler gibi; “Benim nazarımda bu haktır, bu doğrudur” demiyorlar. Hak ve doğru onu hakka sürüklüyor. Yani iman edenlerin sebepleri hep aynı. Kâfirlerin inkâr sebepleri ise birbirinden farklıdır. Bu da onların inkâr sebeplerinin muhtelif olduğuna işaret ediyor.

Üçüncü olarak, mesele hakkın kat’îliğinde değil, onu anlamakta zorluk çeken inkârcıların bakış açısındadır. Bu sebeple bir hakikat yüzde yüz kat’î ve kesin de olsa, o kâfirin karanlıklı bakış açısında görünmez.

Sağlam bir anahtar, yuvası bozulmuş bir kilidi açamaz. Suç anahtarda değil, yuvadadır. Aynı şekilde, hakikatler birer anahtardır, kâfirlerin kalpleri ise kilidin yuvaları gibidir. Yuvalar arızalı olduğu için, anahtar açamıyor. İslam dininin her güzelliği bir hakikati açan anahtardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

omrc07
"ihtiyarsız, dalâlet başına düşer" ne demektir?İnsan cüzi iradesi dışında dalalet yoluna mı sapar ? İhtiyar yoksa mesuliyette mi yoktur?Hususan ihtiyarsız tabiri ne manadadır?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İhtiyarsız dalalet başına düşerden maksat dalaletle istemsiz karşılaşır onunla muhatap olmak zorunda kalır demektir. Yoksa zoraki inkarcı olur demek değildir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...