Block title
Block content

İnsan, ister istemez içtimai hayata giriyor; kadın olsun, erkek olsun. Çalışma ortamında karşı cinsle beraber olma, tokalaşma gibi durumlar oluyor. Ne yapmalıyız, bu konuda Üstad'ın beyanı var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan medeni, sosyal bir varlıktır. Toplumdan uzak bir şekilde yaşaması mümkün değildir. Hem dine hizmet etmek için de yine toplumla bir şekilde iç içe olmak durumundayız. Ancak imkanların el verdiği nisbette kendimizi muhafaza etmeyi birinci gaye haline getirmek durumundayız. Gerekirse tokalaşmayacağız. Büyük günahlardan uzak duracağız.

Bu konu için Üstad'ın takva mektbunu tavsiye ederiz. Orada "Farzlarını yapan ve büyük günahları işlemeyen inşallah kurtulur" buyurmaktadır. Küçük günahlardan ise kaçınmalı ama çamur gibi üstümüze sıçrarsa da ümitsiliğe girmeden yola devam etmeliyiz. Küçük günahları temizlemenin bir yolu olarak da Üstadımızın aşağıdaki mektubunu istifadenize sunuyoruz:

"Aziz, sıddık kardeşlerim,"

"Lâtif ve mânidar ve beşaretli iki hâdiseyi beyan ediyorum."

"Birincisi: Meyusâne bir hatıradan müjdeli bir ihtar:"

"Bugünlerde hatırıma geldi ki, hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara mâruz kalıyor. Her cihette günahlar serbestçe insanı sarıyorlar. 'Bu kadar günahlara karşı insanın hususî ibadeti ve takvâsı nasıl mukabele edebilir?' diye meyusâne düşündüm."

"Hayat-ı içtimaiyedeki Risale-i Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim. Risale-i Nur şakirtleri hakkında necatlarına ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur’âniyeyi ve beşaret-i Aleviyeyi ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedim ki: 'Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?' diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:"

"Risale-i Nur’un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara, binler dille mukabele eder. Bazı melâikenin kırk bin dille zikrettikleri gibi, hâlis, hakikî, müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur."

"Risale-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak gerektir."
(1)

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (64. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...