Block title
Block content

İnsan kendini beğenme hastalığından ve insanların hep onu övmesini istemesinden nasıl kurtulur? Bu konuda Risalelerde ölçü var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Muhtelif  risalelerde, Mesnev-i Nuriye'nin farklı yerlerinde cevapları vardır. Ancak en önemli risale olarak Yirmi BirinciLem'a olan İhlas Risalesi'ni tavsiye ederiz. Gurur, nefis adına hereket etmektir. İhlas ise Allah adına hareket etmektir. İhlası kazanmanın ve gururdan kurtulmanın bazı yolları da söz konusu risalede ifade edilmektedir. Bir kısmı aşağıda yer almaktadır:

"İhlâsı kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, rabıta-i mevttir. Evet, ihlâsı zedeleyen ve riyâya ve dünyaya sevk eden tûl-i emel olduğu gibi, riyâdan nefret veren ve ihlâsı kazandıran, rabıta-i mevttir. Yani, ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desiselerinden kurtulmaktır."
"İkinci sebep, iman-ı tahkikînin kuvvetiyle ve marifet-i Sânii netice veren masnuattaki tefekkür-ü imanîden gelen lemeât ile bir nevi huzur kazanıp, Hâlık-ı Rahîmin hazır, nâzır olduğunu düşünüp, Ondan başkasının teveccühünü aramayarak, huzurunda başkalarına bakmak, medet aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmekle o riyâdan kurtulup ihlâsı kazanır."(1)

Diğer taraftan, On Sekizinci Söz'de, Üstad'ın kendi nefsine hitap ederek yazdığı şu satırları da buraya alıyoruz:

"Nefs-i emmâreme bir sille-i te'dib"
"Ey fahre meftun, şöhrete mübtelâ, methe düşkün, hodbînlikte bîhemtâ sersem nefsim! Eğer binler meyve veren incirin menşei olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu; ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medih ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir dâvâ ise, senin dahi sana yüklenen nimetler için fahre, gurura, belki bir hakkın var. Halbuki, sen dâim zemme müstehaksın. Zîrâ o çekirdek ve o çubuk gibi değilsin. Senin bir cüz-i ihtiyârın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrin ile tenkîs ediyorsun. Gururunla tahrip ediyorsun ve küfrânınla iptal ediyorsun ve temellükle gasb ediyorsun. Senin vazifen fahr değil, şükürdür. Sana lâyık olan şöhret değil, tevâzudur, hacâlettir. Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedâmettir. Senin kemâlin hodbînlik değil, hudâbînliktedir."
"Evet, sen benim cismimde âlemdeki tabiata benzersin. İkiniz, hayrı kabul etmek, şerre mercî olmak için yaratılmışsınız. Yani, fâil ve masdar değilsiniz, belki münfail ve mahalsiniz. Yalnız bir tesiriniz var; o da hayr-ı mutlaktan gelen hayrı güzel bir sûrette kabul etmemenizden, şerre sebep olmanızdır."
"Hem, siz birer perde yaratılmışsınız; tâ güzelliği görülmeyen zâhirî çirkinlikler size isnad edilip, Zât-ı Mukaddese-i İlâhiyenin tenzihine vesîle olasınız. Halbuki, bütün bütün vazife-i fıtratınıza zıd bir sûret giymişsiniz. Kabiliyetsizliğinizden hayrı şerre kalbettiğiniz halde, Hâlıkınızla güyâ iştirâk edersiniz. Demek, nefisperest, tabiatperest, gayet ahmak, gayet zâlimdir."
"Hem deme ki, 'Ben mazharım. Güzele mazhar ise güzelleşir.' Zîrâ, temessül etmediğinden, mazhar değil, memerr olursun."
"Hem deme ki, 'Halk içinde ben intihab edildim. Bu meyveler benim ile gösteriliyor. Demek bir meziyetim var.' Hayır, hâşâ! Belki herkesten evvel sana verildi; çünkü herkesten ziyâde sen müflis ve muhtaç ve müteellim olduğundan en evvel senin eline verildi."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.
(2) bk. Sözler, On Sekizinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Sebep | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6063 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...