Block title
Block content

İnsanı dalâletlere sürükleyen cihetlerden biri de şudur ki: İsm-i Zahir ile ism-i Bâtın'ın hükümleri ayrı ayrı oluyor; bunları birbirine karıştırıp mercilerini kaybetmek mahzurludur... Devamıyla beraber izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Remiz

İnsanı dalâletlere sürükleyen cihetlerden biri de şudur ki: İsm-i Zahir ile ism-i Bâtın'ın hükümleri ayrı ayrı oluyor; bunları birbirine karıştırıp mercilerini kaybetmek mahzurludur.

Kezâlik, kudretin levazımıyla hikmetin levâzımı bir değildir. Birisine ait levazımatı ötekisinden talep etmek hatadır.

Ve keza daire-i esbabın iktizasıyla daire-i itikad ve tevhidin iktizası bir değildir. Onu bundan istememeli.

Ve keza, kudretin taallûkatı ayrı, vücudun cilveleri veya sair sıfatın tecelliyâtı ayrıdır; birbirine iltibas edilmemeli. Meselâ, dünyada vücudun tedricîdir; berzahî aynalarda âni ve def'îdir. Çünkü, icadla tecellî arasında fark vardır.
Mesnevî-i Nuriye – Katre

Allah’ın her bir isim ve sıfatının mana ve hükümleri birbirinden farklıdır. İsim ve sıfatlarının mana ve hükmünün farklı olması, tecelli ve taallukun da farklı olmasını iktiza eder. Onun için bir ismin hüküm ve manasını başka bir isimden beklemek veya tecellisini istemek yanlış olur.

Mesela; kudret bir şeyi ani ve defi yaratır. Yani zamansız ve sebepsiz yaratmak, kudretin bir vasfıdır. Hakim ismi ise; sebep ve zamanla iş görmek ister. Hakim ismi  hikmet ve hünerlerini satmak ve tanıtmak ister, bu da başka nazarlara sergilemek ile olur. Başka nazarlar ise; ani ve defi bir yaratmadan hiçbir şey anlayamayacağı için sebeplerin ve zamanın devreye girmesini iktiza eder. Bu yüzden kainata hikmet nazarı ile bakarken, kudretin ani ve defi yaratmak tarzını aramak yanlış olur. Kudrete nazar ederken de Hakim isminin tecelli ve taalluku aranmaz. Bazılarının, neden Allah şu meyveyi zamanlı ve sebepli yaratıyor, halbuki O bir şeye ol dese oluverir diye itirazına bir cevaptır bu bahis.

Allah’ın bir ismi mutlak tecelli etme kabiliyetinde iken, başka isimler o ismi kayıtlandırır, yoksa kainatta bir isim hüküm sürerken, diğer isimler atıl kalırdı, onun için Allah’ın bütün isim ve sıfatları koordine ve uyum içinde tecelli eder. Mesela; mumit ismi her canlıyı hükmü itibarı ile öldürmek iktiza ederken, muhyi ismi onu takyit eder. Kudret sıfatı her şeyi sebepsiz ve zamansız, defi ve ani bir surette yaratma kabiliyetinde iken, Hakim ismi devreye girip sebep ve zamanı devreye sokuyor ki; her isim ve sıfat tecelli edip kendini izhar etsin. Bu sebepten bir ismi tefekkür ederken, başka isimleri de tefekkür edip hükümlerini ve manalarını ayırmak lazımdır, yoksa yanlış olur. Hatta eşyanın sadece oluşumuna dikkat kesilip, aradaki hikmetli süreci görmemek; insanı tabiat bataklığına sürükler. Zira sanatkarı zahir kılan hikmettir.

Sebepler dairesinde iken, itikat dairesi hükmederse, yani yersiz tevekkül galip olursa, hata olur, cezası dünyevi sefalettir. Sen mahsul için ekip biçmen gerekirken, tevekkül etsen aç kalırsın anlamındadır. İtikat makamında ve dairesinde de eşyayı ve olayları sebeplere verirsen şirke düşersin, cezası cehennemdir. Bu iki dairenin hükümlerini birbirine karıştırmak, çok acıklı bir netice doğurur. İki makamın birbirine karıştırılmasında iki dünya saadeti de uçar gider.

Bu manaya işaret için şöyle bir temsil verelim: Hüneri ve mahareti çok olan bir usta, bir bina yaparak, bütün hüner ve maharetini seyrettirmek, sergilemek ister. Bu usta binayı iki şekilde yapabilir.. Biri defi ve ani, diğeri ise tedricidir. Yani yavaş yavaş ve tertip ve sıra ile yapmaktır.

Şayet eserini, yani binasını, halkın huzurunda defi ve ani bir şekilde inşa etse, kimse onun maharet ve hünerinden bir şey anlamaz. Hatta inkara bile gidebilirler. Ama yavaş yavaş, tertip ile eze eze yapsa, yani temelden tavana doğru tedrici bir yol izlese, herkes onun sanatını ve hünerini takdir ile tahsin eder. Ve maksat hasıl olmuş olur. İşte Cenab-ı Hakkın iki şekilde yaratma tarzı vardır. Birisi yoktan ve hiçten, ani ve defi yaratmasıdır. Diğeri ise, inşa ve tecelli suretinde, tertip ve sebepler ile isim ve sıfatlarını talim ettirerek yapmasıdır.

İşte, dünyada daha çok inşa şeklindeki yaratması hükmediyor. Sebebi ise, talimdir. Esma ve sıfatlarını ve dolayısı ile kendini bize tanıtmaktır. Burada defi ve ani derken, kısa bir süre, anlamında kullanılmıştır. Yoksa göz açıp kapamak müddeti kast edilmemiştir. Defi ve ani olması hikmete zıttır. Ahirette hikmet değil, kudret hakim olacağı için, her şey ani ve birden olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katrenin Zeyli | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2710 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

yaberr
sizlere çok teşekkür ederim çok güzel açıklamışsınız allah razı olsun sorumun içinden de sorular çıktı inşaallah onlarıda soru cevaptan paylaşırsanız sevinirim sonunda anlaşılabilir bir cevap aldığım için çok mutluyum cevabı verenlerdende verdirendende razıyım tekrar teşekkürler
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...